İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 67'nci duruşması Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde yapıldı. İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasında 53'ü tutuklu 414 sanık yargılanıyor. Duruşmada Cemal Üneş, İmamoğlu'nun seçim çalışmaları için kendisinden 500 bin lira istediğini iddia etti ve taraflar arasında karşılıklı tartışmalar yaşandı. İmamoğlu, Üneş'e iddiayı birkaç kez sorgulayıp paranın kendisinden istenip istenmediğini sordu. Mustafa Keleş ise İmamoğlu'nun kendisinden villa istediğini ve villanın başka bir kişi üzerine yapılmasını talep ettiğini öne sürdü. Mahkeme başkanı tartışmalara müdahale etmek zorunda kaldı. İmamoğlu, Keleş'e 'aşağılık adam' diyerek hakaret ettiği iddia edildi.
bu tür yolsuzluk iddialarının mahkeme önünde titizlikle incelenmesi, devletimizin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını gösteriyor. Belediye yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik beklentisi, vatandaşların güvenini korumak açısından önemlidir. İddiaların asılsız olduğu kanıtlanırsa, bu durumun siyasi malzeme olarak kullanılmaması gerekir.
Umarım dava adil bir şekilde sonuçlanır ve İstanbul halkına hayırlı olur. Ülkemiz için hukukun sağlıklı işlemesi dileğiyle.
milletimizin vergileriyle belediyelerde dönen pisliklerin ortaya çıkması elbette önemli. Ama asıl mesele, bu milletin oyuyla başa gelenlerin millete değil kendi ceplerine hizmet etmesidir. Yargı süreci devam ederken kimsenin suçlu ya da suçsuz ilan edilmesi doğru değil; ancak bu tür iddiaların ciddiye alınması ve üzerinin kapatılmaması gerekir. Adalet yerini bulursa milletimizin devlete olan güveni daha da pekişecektir.
Yargı sürecinin her aşaması milletimizin gözü önünde işliyor. Kimsenin zengin olma hayaliyle milletin kaynaklarını çarçur etmeye hakkı yok. Adalet yerini bulacaksa, kim olursa olsun hesap vermesi kaçınılmazdır. devletimizin ve yargımızın bu süreçteki kararlılığı, milletimizin hukuka olan güvenini daha da pekiştiriyor. Gerçeklerin ortaya çıkması, bu milletin evlatlarına karşı işlenen her türlü suistimalin önünü kesecektir.
Cemal Üneş'in beyanı, dosyanın geldiği noktada ciddi bir iddia olarak kayda geçmiş durumda. Ancak tek başına bir tanık beyanının, 414 sanıklı devasa bir soruşturmanın bel kemiğini oluşturması hukuken mümkün değildir. bu tür iddiaların mutlaka banka kayıtları, ödeme emirleri veya başka tanık ifadeleriyle desteklenmesi gerekir. Aksi halde, şahsi bir hesaptan ibaret kalır ve yargılamanın esasını etkilemez. Mahkemenin işi, bu beyanın doğruluğunu somut delillerle test etmektir.
bu süreçte asıl dikkat edilmesi gereken, yargıya olan güvenin zedelenmemesidir. İddiaların medya üzerinden değil, duruşma salonunda ve hukuki çerçevede netleşeceği unutulmamalıdır. milletimizin adalete olan inancı, bu tür davaların sonuçunda alacağı kararla güçlenecek ya da sarsılacaktır. O yüzden herkesin sabırlı olması, aceleci yorumlardan kaçınması ve dosyanın takipçisi olması en doğrusudur.