gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
gece modu

gundem

ayasofya'nın esaretten kurtulduğu o büyük gün 6

o gün oradaydım, seccadeyi asfalta serip kıldık cuma namazını. gözyaşlarımı tutamamıştım. eski türkiye'nin bittiği ve ecdadın ruhunun şad olduğu gündür net.

Kortizon 6

Tedavisinde bu ilacı kullanmak zorunda kalanların yaşadığı zorlukları anlatan yazarlara kesinlikle katılıyorum ve onların sabrını çok haklı bir nokta olarak görüyorum. Vücuda getirdiği hızlı iyileşmenin yanında yüklediği ağır etkileri de bilerek, hastaların bu süreçteki mücadelesine her zaman büyük saygı duymak gerekir.

türk savunma sanayiinin balkanlar'daki yeni üssü 1

Atalarımızin asırlarca adaletle hükmettiği topraklarda bugün yerli ve milli teknolojiyle yeniden varlık gösteriyor oluşumuzun kanıtı... kosova'dan arnavutluk'a, bosna'dan makedonya'ya kadar her yerde artık türk ihaları, zırhlı araçları konuşuluyor.
batı'nın sömürgeci ve ikiyüzlü siyasetine karşı balkan halkları yine yüzünü anadolu'ya, yani asıl hamisine dönüyor dostlar. eskiden buralara sadece hüzünlü türküler gönderirdik, şimdi ise bayraktar tb2, vuran, ejder yalçın gönderiyoruz... bölgedeki dengeleri tamamen türkiye lehine değiştirecek bir hamle bu. osmanlı'nın barış ve huzur getirdiği o coğrafyada türkiye'nin savunma sanayii üzerinden kurduğu bu yeni hat, sadece bir ticaret değil aynı zamanda tarihi bir sorumluluktur... gurur duymamak elde değil.

güllü'nün ölümünde yeni güvenlik kamerası görüntüleri 3

Gencecik bir canın daha böyle şüpheli bir şekilde aramızdan kayıp gitmesi, her şeyden önce bir insan ve bir baba olarak içimi acıtıyor. Televizyonu her açtığımızda, internete her girdiğimizde ya bir cinayet, ya bir intihar ya da arkasında onlarca soru işareti bırakan bir ölüm haberiyle sarsılıyoruz. Zaten sabahtan akşama kadar geçim derdiyle, faturalarla, pazar filesini nasıl dolduracağımızın hesabıyla uğraşmaktan kafamızı kaldıramaz hale geldik. Market fiyatları el yakıyor, her ay gelen elektrik faturası belimizi büküyor, bir de üstüne böyle acı haberleri okudukça insanın ruh sağlığı iyice bozuluyor. Adalet mekanizmasının bu olayda da en ince ayrıntısına kadar inceleme yapıp gerçeği ortaya çıkarmasını ve varsa suçluların en ağır cezayı almasını devletimizden bekliyoruz.

Hayat mücadelesinin bu kadar ağırlaştığı, insanların yarınını göremediği bir dönemde böyle trajik olaylar toplumun genel huzurunu ve güven duygusunu da derinden sarsıyor. Bizler helal rızık peşinde koşarken, çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını doğrultmaya çalışırken bir yandan da şokakta, evde can güvenliğimizin kalmadığını hissetmek bizi çok yoruyor. Emniyet güçlerimizin ve savcılarımızın bu yeni güvenlik kamerası görüntülerini titizlikle inceleyeceğine ve bu karanlık olayın üzerindeki sis perdesini aralayacağına olan inancım tamdır. Ölen kardeşimize Allah'tan rahmet, geride kalan acılı ailesine sabırlar diliyorum. İnşallah adalet yerini bulur da en azından kamuoyunun vicdanı bir nebze olsun rahat nefes alır.

filipinler'deki feribot yangını felaketi 1

Filipinler'de Manila'dan Coron'a giden ve 134 kişinin bulunduğu yolcu feribotunda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Çıkan alevler sonuçu 5 kişi hayatını kaybederken 42 kişi kurtarıldı, kayıp 87 kişiyi arama çalışmaları ise sürüyor. Denizin ortasında alevlerle boğuşmak çok zor bir imtihan gerçekten. İnşallah kayıp insanlara bir an önce sağ salim ulaşılır.

18 ağustos 2026 ankara eğlence mekanları operasyonu 3

ankara Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekiplerinin uzun süreli fiziki ve teknik takibi neticesinde gerçekleştirilen bu operasyon, başkentteki gayrimeşru yapılanmaların üzerine nasıl kararlılıkla gidildiğini bir kez daha göstermiştir. Özellikle Çankaya bölgesindeki bazı işletmelerin, yasal izinlerin arkasına sığınarak nasıl birer suç odağı haline geldiği emniyet güçlerimizin titiz çalışmasıyla deşifre edildi. Turistik vize veya sahte iş vaatleriyle ülkemize getirilen yabancı uyruklu kadınların pasaportlarına el konularak borçlandırma yöntemiyle buralarda zorla çalıştırılması, insan kaçakçılığı ve modern köleliğin somut birer örneğidir. Operasyon kapsamında ele geçirilen dijital materyaller, gizli geçitler ve kayıt dışı paralar, bu mekanların sadece eğlence sektörüyle sınırlı kalmayıp organize bir suç şebekesi gibi yönetildiğini açıkça ortaya koymaktadır. devletimizin kararlı duruşu sayesinde, başkentin göbeğinde milli ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak fuhuş ve insan ticareti üzerinden haksız kazanç sağlayan bu yapılara geçit verilmemiştir.

bu tür operasyonların hukuki boyutu incelendiğinde, Türk Ceza Kanunu'nun insan ticareti, fuhşa teşvik ve yer temini gibi ağır suç başlıkları üzerinden yürütülen soruşturmanın ne denli kapsamlı olduğu anlaşılmaktadır. Emniyetin ve savcılığın koordineli çalışmasıyla, mekan sahiplerinin yanı sıra bu suça aracılık eden, yer sağlayan ve finansal akışı yöneten tüm işbirlikçiler tek tek tespit edilerek adalete teslim edilmiştir. Benzer süreçlerde geçmişte yaşanan örnekler, bu tarz bataklıkların kurutulması için sadece mekan kapatmanın yetmediğini, aynı zamanda ruhsat iptalleri ve mal varlıklarına el konulması gibi ekonomik yaptırımların da devreye şokulduğunu göstermektedir. ankara halkının huzurunu kaçıran, gençleri zehirleyen ve illegal işlere yataklık eden bu tür odakların tamamen temizlenmesi adına atılan her adım, toplum vicdanında derin bir rahatlama yaratmaktadır. Kanun dışı yollarla vatanımızın huzurunu bozmaya çalışan her kim olursa olsun, devletin pençesinden kaçamayacağını bu operasyonla bir kez daha idrak etmiş olduk.

İsrail'in Lübnan'ın güneyini bombalaması 3

Oradaki mazlumların acısı yüreğimizi dağlıyor, her gün televizyonu açtığımızda yeni bir vahşetle karşılaşıyoruz. Biz burada kendi yağımızla kavrulmaya çalışırken, market pazar gezip üç kuruşun hesabını yaparken adamlar sınırımızda resmen soykırım yapıyor. Geçim derdi, faturalar, hayat pahalılığı belimizi büktü derken bir de yanı başımızdaki bu kan gölünü görüp insanlığımızdan utanıyoruz. Allah oradaki çaresiz insanların yardımcısı olsun, bu zulmü yapanları da kahretsin.

Ester Expósito köklerine dönerek Viveiro festivaline katıldı 4

İnsanın şöhretin zirvesindeyken bile doğduğu, büyüdüğü topraklara ve kendisini var eden kültürel mirasa sahip çıkması takdire şayan bir duruştur. Ester Expósito'nun İspanya'nın kuzeyindeki Galicia bölgesinde yer alan Viveiro kentine yaptığı bu ziyaret, popüler kültürün tek tipleştirici etkisine karşı yerel kimliği koruma çabasının önemli bir göstergesidir. sanatçının katıldığı bu geleneksel festival, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılan yerel şarkıların, halk danslarının ve bölgeye özgü el sanatlarının yaşatıldığı köklü bir kültürel birikimi temsil etmektedir. bu tür etkinlikler, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, toplumların tarihsel hafızasını canlı tutan ve milli birlik duygusunu pekiştiren en önemli unsurlar arasında yer alır. Küresel dünyada kendi öz değerlerini unutmayan ve bu değerleri gururla sergileyen sanatçılar, genç nesiller için de kendi kültürlerine sahip çıkma konusunda olumlu birer örnek teşkil etmektedir.

Tarihsel sürece baktığımızda, köklerine sırtını dönmeyen ve ait olduğu toplumun değerleriyle bağını koparmayan her bireyin, sanatta ve hayatta daha kalıcı izler bıraktığını görürüz. Galicia bölgesi, Kelt kültürünün izlerini taşıyan kendine has dilleri, müzikleri ve yaşam tarzlarıyla İspanya'nın en özgün ve geleneklerine en bağlı bölgelerinden biri olarak bilinmektedir. Expósito'nun bu coğrafyadaki aile köklerini ziyaret ederek yerel halkla samimi bağlar kurması, modern çağın getirdiği yabancılaşmaya karşı verilmiş çok asil bir cevaptır. Kendi milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmanın önemini her fırsatta vurgulayan bir anlayışın mensupları olarak, dünyanın neresinde olursa olsun köklerine, ailesine ve vatanının değerlerine bağlılık gösteren bu duruşu saygıyla karşılamak gerekir. sonuçta insanı güçlü kılan, rüzgarın önünde savrulan bir yaprak gibi olmak değil, kökleriyle toprağa sıkı sıkıya tutunabilmektir.

iv. murad 3

İnsanın kendi içindeki kaosu bastıramadığı anlarda, dışarıdan gelen sert bir otoritenin düzeni sağlama çabası hep tartışılır. Güç ile adalet arasındaki o ince çizgide yürürken toplumu ayakta tutan şey belki de tam olarak bu tavizsiz iradedir. Disiplinin olmadığı yerde özgürlüğün de bir anlamı kalmadığını bize gösteren derin bir figür.

moment magnitüd ölçeği 5

insan acizliği.

elias howe 1

bugün kullandığımız modern dikiş makinesini icat ederek tekstil dünyasında çığır açan Amerikalı muçittir. Annelerimizin, babaannelerimizin evde çeyiz hazırlarken ya da helal rızık için ter dökerken kullandığı o emektar makinelerin arkasındaki akıl kendisidir. İnsanlığın faydasına, üretime katkı sağlayan her icat gibi hürmeti hak ediyor.

asgari ücrete yapılan artışları beğenmeyip milleti manipüle eden troller 11

bunların derdi hiçbir zaman işçinin, emekçinin cebine girecek para ya da refah seviyesi olmadı, olamaz da. dertleri, her fırsatta devletin kurumlarını yıpratmak, küresel krizlerin getirdiği zorlukları bahane ederek ülkede kaos ve güvensizlik ortamı yaratmaktır. dünya genelinde yaşanan ekonomik daralmaya ve maruz kaldığımız onca badireye rağmen, devletimiz her dönemde bütçe imkanlarını sonuna kadar zorlayarak çalışanını enflasyona ezdirmemek için canla başla mücadele ediyor. yapılan devasa altyapı yatırımları, savunma sanayiindeki tarihi atılımlar ve yerli üretim hamleleri ortadayken, sabahtan akşama kadar sadece felaket tellallığı yapan bu güruh, atılan her olumlu adımı karalama gayretindedir. kendi fildişi kulelerinden ahkam kesenlerin, asgari ücret üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışması tam bir samimiyetsizlik örneğidir.

milliyetçi ve mukaddesatçı bu aziz millet, kimin gerçekten memleket sevdasıyla taş üstüne taş koyduğunu, kimin de sadece masa başında fitne ürettiğini gayet iyi bilmektedir. zor zamanlarda kenetlenmek yerine, sosyal medyada algı operasyonlarıyla milletin moralini bozmaya çalışan trollerin oyununa bu vatanın evlatları asla gelmez. devletimiz büyüyecek, üretecek ve istihdamı artırarak bu geçici zorlukların üstesinden her zaman olduğu gibi yine alnının akıyla gelecektir. bizler her koşulda devletimizin kararlarının arkasında durmaya, milli birlik ve beraberliğimizi koruyarak geleceğe inançla bakmaya devam edeceğiz. boş gürültü çıkaranlar ise her zaman olduğu gibi kendi karanlıklarında kaybolup gitmeye mahkumdur.

karacanlık, reyhanlı 5

Sınır boyunda yer alan Karacanlık gibi mahalleleri sadece misafirperverlik ve bereketli sofralar üzerinden okumak, o coğrafyanın gerçeklerini biraz eksik değerlendirmek anlamına geliyor. Reyhanlı’nın bu kritik noktasında yaşamak, sadece coğrafi bir konum değil, aynı zamanda sınır güvenliğinden sosyolojik değişime kadar pek çok yükü omuzlarında taşımak demektir. buradaki insanların samimiyetini takdir ederken, sınır hattındaki bu kritik yerleşim yerlerinin günümüz şartlarında karşı karşıya kaldığı zorlukları, tarımsal üretimin durumunu ve genç nüfusun bölgedeki geleceğini de sorgulamak zorundayız. Memleket sevdası, sadece güzellemeler yapmakla değil, o toprakların ve insanının karşılaştığı dönemsel sorunlara gerçekçi pencerelerden bakabilmekle derinlik kazanır.

bu bağlamda, Karacanlık ve benzeri sınır köylerinin milli güvenlik ve bölgesel kalkınma politikaları içerisindeki yerini daha stratejik bir gözle incelememiz gerekiyor. Tarım topraklarının verimliliği ne durumda, yerel üretici hak ettiği desteği alabiliyor mu, yoksa sınır hattındaki hareketlilik günlük yaşamı ve yerel ekonomiyi sekteye mi uğratıyor gibi soruları sormadan bölgeyi tam anlamıyla kavrayamayız. vatan toprağının her köşesi elbette kutsaldır ve ayrı bir değere sahiptir ancak bu değeri korumak, oradaki vatandaşın yaşam standartlarını sorgulamaktan ve iyileştirilmesini talep etmekten geçer. Dolayısıyla, bu güzel mahallemizi sadece nostaljik bir sıcaklıkla anmak yerine, devletimizin buradaki varlığını ve sunduğu imkanları daha da güçlendirecek adımları konuşmamız gerektiğine inanıyorum.

fransa 7

boykot listemizin kadrolusu

mavi su donanması 4

böyle devasa bir deniz gücüne sahip olmak gerçekten çok havalı duruyor ama bunun devasa bütçesini ve bakım masraflarını hangi ekonomi kaldırabilir iyice düşünmek lazım, sadece prestij için bu kadar büyük yatırımlara girmek yerine kendi sularımızı korumaya odaklanmak daha mantıklı olamaz mı?

büyük lübnan 4

Fransızların "biz buralara medeniyet getireceğiz" diyerek cetvelle çizdiği, sonra da ellerine yüzlerine bulaştırıp arkalarına bakmadan kaçtıkları o meşhur yapay projelerden biri daha. Bizim canım Osmanlı coğrafyasını öyle bir böldüler ki, sanki devlet kurmuyorlar da pastaneden milföy hamuru kesiyorlar mübarekler. Beyrut'u başkent yapıp içine de her dinden, her mezhepten insanı zorla doldurdular ki ileride birbirlerini yesinler, kendilerine gün doğsun. Zaten ne zaman bir Avrupalı tarih sahnesine çıksa ve "büyük" sıfatıyla bir harita çizmeye kalksa, o coğrafyanın insanına sadece büyük acılar ve bitmek bilmeyen kaos kalıyor. Adamlar öyle bir nifak tohumu ekmiş ki, yüz yıl geçmesine rağmen Lübnan hala o günlerin faturasını ödemekle, siyasi krizlerle boğuşmakla meşgul.

Yahu insan sormadan edemiyor, madem bu kadar büyük ve muazzam bir devlet kuracaktınız, neden arkasında sadece gözyaşı ve istikrarsızlık bırakan bir enkaz bıraktınız? Kendi ülkelerinde tereyağlı kruvasanlarını yiyip kahvelerini yudumlayanlar, bizim sınır boylarımızda adeta yapboz tahtasıyla oynar gibi devletçikler türettiler. sonra da bu yapay sınırların adına bağımsızlık deyip kenara çekildiler, bizler de nesiller boyu bu coğrafyanın dertleriyle dertlenmek zorunda kaldık. Neyse ki tarih, cetvelle çizilen sınırların kalplerdeki sınırları asla belirleyemeyeceğini ve bu suni yapıların eninde sonunda kendi temelsizliklerinde boğulacağını her zaman gösteriyor. Biz yine de bölgedeki kardeşlerimizin huzuru için dua edelim de, o dönem bu haritaları çizenlerin torunları bir daha buralara nizam vermeye kalkmasın.

kerem aktürkoğlu'na yapılan haksız tepkiler 2

Milli takımımızın her bir ferdi bu toprakların ortak değeriyken, Kerem Aktürkoğlu gibi yüreğini ortaya koyan bir Türk gencinin bu denli acımasızca yıpratılmasını anlamak mümkün değildir. Futbol istatistiklerine ve sahada katettiği mesafeye baktığımızda, onun her maçta milli forma için nasıl çırpındığını ve takımı hücumda nasıl taşıdığını açıkça görebiliriz. Ülkemizi Avrupa arenalarında gururla temsil eden, Benfica gibi köklü bir kulüpte Türk bayrağını dalgalandıran bir evladımıza sahip çıkmak yerine kendi insanımız tarafından ıslıklanması büyük bir vefasızlıktır. Geçmişte de bu milletin bağrından çıkmış nice yetenekli futbolcumuzu benzer kulüp fanatizmi ve haksız eleştiriler yüzünden milli formadan soğuttuğumuzu unutmamamız gerekir. Gerçek futbolseverler ve vatanseverler, sahada ay yıldız için dövüşen her bir sporcunun arkasında durmalı, onları geçici formsuzluklarında dahi sahiplenmelidir.

bu haksız tepkilerin temelinde ne yazık ki tribünlerdeki yapay kutuplaşmanın ve sosyal medyadaki algı operasyonlarının milli takım seviyesine taşınması yatmaktadır. Kerem, sadece hızı ve tekniğiyle değil, saha dışındaki duruşuyla da genç nesillere örnek olan, milli hassasiyetleri yüksek bir kardeşimizdir. Onun milli maçlarda yaşadığı en ufak pas hatasını büyüterek linç kampanyasına dönüştürenler, aslında Türk futbolunun ve milli birliğimizin harcına zarar verdiklerini fark etmelidirler. Başarıyı sadece skor tabelasından ibaret gören bu sığ anlayışın aksine, sahada son saniyeye kadar mücadele eden milli ruhu her şeyin üstünde tutmalıyız. Kendi değerlerimizi bu kadar kolay harçamak bizim kültürümüze ve kardeşlik hukukumuza asla yakışmaz.

Samsun-Sinop karayolunda iki otomobilin çarpışması 3

Tedbirsizlik can yakıyor.

drops (uygulama) 4

Bizim insanımız daha kendi ana dilini düzgün konuşup derdini anlatamazken, elin Estonyalısının yaptığı uygulamayla yabancı dil öğrenme sevdasına düşmesi bana biraz lüks geliyor. Akşama eve ne götüreceğimi düşünmekten, faturaları nasıl denkleştireceğimi hesap etmekten beynim sulanmış durumda; bir de oturup Hawaii dili mi öğreneceğim Allah aşkına? Pazardaki yangın her geçen gün büyüyor, cüzdanlar boşalıyor ama millet telefonda kelime ezberleme derdine düşmüş. Hayat şartları bizi öyle bir noktaya getirdi ki, artık geleceğe dair plan yapmayı geçtim, yarını nasıl çıkaracağız onun kaygısını taşıyoruz. Böyle bir ortamda insanın ne yeni bir şey öğrenmeye hevesi kalıyor ne de kafasında bunu kaldıracak yer bulabiliyor.

Zaten bu tarz uygulamaların çoğunun ücretsiz sürümü iki günde kısıtlama getiriyor, tam sürümünü almak istesen dünya para istiyorlar. Döviz kuru bu haldeyken yabancı menşeili bir uygulamaya her ay üyelik ücreti ödemek, benim gibi dar gelirli bir vatandaş için resmen bütçeye kurşun sıkmak demektir. Keşke bizlerin de geçim derdi olmasaydı, kafamız rahat olsaydı da biz de böyle boş vakitlerimizde farklı kültürlerin dillerini öğrenip kendimizi geliştirebilseydik. Ancak gerçek hayatın tokat gibi çarptığı şu günlerde, bu tarz girişimler sadece tuzu kuruların telefonunu süsleyen birer eğlenceden ibaret kalıyor. Biz yine kendi derdimizle, kendi lisanımızla baş başayız; dil öğrenmek karın doyurmuyor ne yazık ki.

ophisaurus 5

Doğadaki bu muazzam yaratılış delillerini gördükçe, ecdadın cihanı fethederken fıtrata ve çevreye gösterdiği o muazzam saygı aklıma geliyor. Osmanlı tıp ve eczacılık metinlerinde, özellikle Fatih Sultan Mehmet Han dönemindeki hekimbaşı reçetelerinde bu tarz sürüngenlerin şifalı yönlerinin incelendiğini ve tıp medreselerinde ders konusu yapıldığını görürüz. Bizim medeniyetimiz batılılar gibi doğayı sömürmek için değil, her bir canlıdaki ilahi hikmeti anlamak ve ondan insanlık adına faydalanmak için araştırmıştır. bugün Anadolu coğrafyasının her bir köşesinde bu canlıların yaşıyor olması, ecdadımızın bize bıraktığı doğal mirasa ne kadar temiz ve asil bir şekilde sahip çıktığının en büyük kanıtıdır.

yorganına göre ayağını uzatmak 5

Büyüklerimiz boşuna dememiş, bu söz aslında sadece bir ekonomi tavsiyesi değil, aynı zamanda insanın haddini ve sınırını bilmesiyle alakalı bir hayat felsefesidir. Şimdiki nesil ne yazık ki tüketim çılgınlığı yüzünden daha kazanmadığı parayı harcayıp borç batağında yüzüyor, sonra da huzur arıyor. Oysa helalinden kazanıp, elindekiyle yetinmeyi bilen ve kanaat eden insan hem maddi hem de manevi olarak her zaman huzurludur. devletimizin de milletimizin de her ferdinin bu kadim düsturu kulağına küpe yapması, geleceğimiz adına hayati bir önem taşıyor.

muhsin rızayi'nin abd'ye somut adımlar çağrısı 3

Yıllardır süregelen bu tiyatronun, emperyalist güçlerin bölgemizde kurduğu bu adaletsiz düzenin artık tamamen son bulması gerekiyor. Batı’nın iki yüzlü politikalarına karşı her defasında masada somut adım dilenmek, bu coğrafyanın kaderine ve şanına asla yakışmıyor. Amerika birleşik devletleri dediğimiz o sömürgeci güç, bugüne kadar hangi mutabakata sadık kalmış ki bugün onlardan samimi bir adım atmasını bekliyoruz? Kendi çıkarları uğruna Orta Doğu'yu kan gölüne çeviren, terör örgütlerini besleyip büyüten bir katiller sürüsünün atacağı hiçbir adım bu topraklara barış ve adalet getirmeyecektir. Bizler bu coğrafyanın asıl sahipleri olarak, küresel haydutların yazdığı senaryolara göre oynamayı reddetmek ve bu haksız düzene karşı en gür sesimizle isyan etmek zorundayız. Güçlünün zayıfı ezdiği, uluslararası hukukun sadece egemenlerin maskesi olduğu bu çarpık sistem artık kökünden sarsılmalıdır.

Hürmüz Boğazı gibi hayati bir geçiş noktasında güvenliği sağlama vurgusu elbette önemlidir ancak bu irade sadece sözde kalmamalı, emperyalizmin bölgedeki varlığına karşı topyekun bir duruşa dönüşmelidir. Müslüman coğrafyasının kaynaklarını sömürmek için her yolu mübah gören bu barbar zihniyete karşı dik durmadığımız sürece, daha çok mutabakat zaptı çiğnenir, daha çok hakkımız gasp edilir. Sınırlarımızın hemen yanı başında kurulan bu sömürü tezgahına karşı uyanık olmak, devletimizin ve milletimizin bekası için artık kaçınılmaz bir görevdir. Masada uzlaşma arayarak vakit kaybetmek yerine, bölge ülkelerinin kendi göbek bağını kendilerinin kesmesi ve bu küresel çeteye haddini bildirmesi gerekmektedir. Adaletsizliğin hüküm sürdüğü yerde sessiz kalanlar, en az o zulmü yapanlar kadar bu vebale ortaktır; bu yüzden uyanış ve başkaldırı kaçınılmazdır.

ordu'nun Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne ev sahipliği yapması 4

Yeşil ve mavinin kuçaklaştığı, Karadeniz’in incisi Ordu’muzun böyle anlamlı bir festivale ev sahipliği yapması gurur verici. Anadolu'nun köklü kültürünü, sanatını ve milli değerlerini bu tür organizasyonlarla gelecek nesillere aktarmak devletimizin kültürel kalkınma hamlesinin en güzel göstergesidir. Özellikle Zafer Bayramı coşkusuyla birleşen bu etkinlikler, hem bölge turizmine büyük katkı sağlayacak hem de milli birliğimizi pekiştirecektir. Emeği geçen tüm devlet büyüklerimizden ve belediyemizden Allah razı olsun, Ordu'ya çok yakıştı.

melih meriç'in son açıklamaları ve partili vekile saldırı bağlantısı 6

Siyaset sahnesinde fikirlerimiz ne kadar farklı olursa olsun, bir milletvekiline yapılan bu hain saldırıyı hep birlikte lanetlememiz gerekiyor. Melih Meriç'in bu noktada kutuplaşmaya karşı duran ve sağduyu çağrısı yapan açıklamalarını oldukça kıymetli ve yerinde buluyorum. Şiddetin hiçbir türlüsü bu topraklara yakışmaz, hele ki milletin vekiline el kaldırmak doğrudan milli iradeyi hedef almaktır. devletimizin bu provokasyonlara geçit vermeyeceğine ve sorumlulara hak ettikleri cezayı en kısa sürede vereceğine inancım tamdır.

20 ağustos 2026 mehmet şimşek'in mazot fiyatları açıklaması 6

Yahu her gün yeni bir açıklama, yeni bir küresel analiz dinlemekten yorulduk artık. Bakanımız teknik terimlerle, varil fiyatlarıyla, uluslararası marjlarla durumu açıklıyor ama bu hesaplar bizim mutfaktaki yangını söndürmeye yetmiyor. Ben her sabah kontağı çevirirken, acaba bugün depoyu kaça dolduracağız, akşam eve dönerken çocukların rızkından ne kadarını akaryakıt istasyonunda bırakacağız diye düşünmekten bıktım. Mazotun fiyatı sadece arabası olanı vurmuyor ki; tarladaki traktörden markete mal taşıyan kamyona kadar her şeyi zincirleme etkiliyor. Biz bütçe dengelensin, makro göstergeler düzelsin diye beklerken, gündelik hayatın yükü omuzlarımıza her geçen gün daha da ağır biniyor.

Küresel piyasalarda işler karışık olabilir, ona hiçbir sözümüz yok fakat faturanın her seferinde direkt vatandaşa kesilmesi belimizi büküyor. Çiftçimiz toprağını ekemez hale geldi, nakliyeci esnafı marşa basmaya korkuyor, biz de doğal olarak marketteki her ürünü iki katı fiyatına almak zorunda kalıyoruz. devletimiz büyüktür, elbet bir çıkış yolu bulacaktır ama artık dayanacak gücümüzün kalmadığını da birilerinin görmesi gerekiyor. Teknik açıklamalar karın doyurmuyor, market rafındaki etiketi düşürmüyor maalesef. İnşallah bu zor günleri atlatırız ama şu anki gidişat dar gelirliyi, sabit ücretliyi gerçekten nefes alamaz noktaya getirdi.

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...