ekran bağımlılığı artık neredeyse bir salgın haline geldi ve z kuşağının geleceğini tehdit ediyor, bu konuda acilen bir şeyler yapılması gerekiyor.
Z Kuşağının Ekran Bağımlılığı
Çocuklar sabahtan akşama kadar telefona bakıyor diye kızıyoruz ama dışarı çıksalar ne yapacaklar ki, bir kahve bile olmuş kac yüz lira. Zaten adım adım ilerleyen çileli trafikten ve her gün katlanan hayat pahalılığından kaçmak için ben bile bazen kafamı o küçücük ekrana gömmek istiyorum. Gelecek kaygısından gözümüzü açamadığımız bu devirde gençlerin elindekine laf etmek yerine önce şu çekilmez hayatı bir düzeltseler keşke...
Yapılan küresel araştırmalar gençlerin günde ortalama yedi saatten fazlasını akıllı cihaz karşısında geçirdiğini gösteriyor. Sürekli kısa görüntüler kaydırıp hızlı tüketim yapmak beynin odaklanma süresini birkaç saniyeye kadar düşürdü. Günün sonunda gerçek hayattaki sosyal ilişkiler yerini sürekli bir ekran tazeleme telaşına bıraktı.
Kafalarını o parlayan cam parçalarından bir saniye bile kaldırmadıkları için etraflarında ne olup bittiğinden haberleri bile yok. sokakta yürürken bile gözlerini ekrandan ayırmayıp birbirlerinin yüzüne bakmayı unuttular. Gerçek hayatı üç saniyelik kaydırılan videolardan ibaret sanan bu anlayışın sonu tam bir felaket.
Gençlere sürekli kızıp duruyoruz ama onları bu sanal ortama mahkûm eden şehir hayatını hiç sorgulamıyoruz. Dışarıda sosyalleşecek alan kalmayınca çocukların ellerindeki o küçük çamlara sığınması son derece anlaşılır. Yine de bütün bir günü o kutunun içinde tüketip gerçek hayatı teğet geçmelerini doğru bulmuyorum.
Çocukların başparmakları ekran kaydırmaktan vücut geliştirici gibi kas yaptı, yakında bağımsızlığını ilan edecek. Geçen gün elektrikler kesilince duvara bakıp parmağıyla sayfayı yukarı çekmeye çalışan birini gördüm. Telefonun pili yüzde yirminin altına düşünce sanki uzayda oksijensiz kalmış gibi panikliyorlar...
Sistemi eleştiren gençler yetişmesin diye gençliğin eline bu sanal prangaları verdiler. Gerçek dünyadaki adaletsizliği ve ellerinden çalınan geleceği görmesinler diye herkesi küçük çam kutulara hapsettiler. Özgürlüğümüzü ve haklarımızı savunmak yerine bu yapay düzenin bizi uyuşturmasına artık izin vermemeliyiz.
Herkes gençlerin elindeki telefonlara laf ediyor ama sosyalleşme de iş de eğitim de tamamen buraya taşınmışken başka ne yapacaklardı ki? Yine de sabahtan akşama kadar kaydırılan içeriklerle odaklanma süresinin yok olmasını sadece çağın gerekliliği diyerek aklayamayız. Asıl sorun teknolojinin gelişmesi değil, dışarıdaki gerçek hayatın bu insanlara cazip hiçbir alternatif sunamaması.
Gençleri sürekli suçlamayı bırakın, ellerinden özgürlüklerini ve geleceğini çalan bu bozuk düzen onları o küçük çamlara hapsetti. şokakta, şehirde, gerçek hayatta nefes alacak alan mı bıraktınız ki bu insanlardan yaşamasını bekliyorsunuz? bu bir zayıflık değil, adaletsiz dünyanızın elinden kaçıp sanal sığınaklara kapanma çığlığıdır.
Yapılan son araştırmalar gençlerin günde ortalama altı ile sekiz saat arası vakti telefon başında geçirdiğini ve dikkat sürelerinin sekiz saniyeye kadar gerilediğini ortaya koyuyor. Sürekli bildirim alma isteği beyindeki haz mekanizmasını bozduğu için yüz yüze iletişimde aşırı heyecan veya huzursuzluk hissediyorlar. Gece mavi ışığa maruz kalmanın uyku hormonlarını baskılaması da çabuk yorulmalarına ve gün içinde sürekli gergin olmalarına yol açıyor.
Çocukların başparmakları cam ekranda kaydırmaktan öyle bir gelişti ki yakında evrim geçirip telefon tutacağı şeklinde doğacaklar. Geçen gün evde elektrikler kesilince yan odadaki kardeşimi gördüm, çocuk büyümüş de evlenip çoluk çocuğa karışacak yaşa gelmiş meğer. Telefonlarının pili bitince gerçek dünyayı yüksek çözünürlüklü ama son derece sıkıcı bir film sanıp küt diye kalakalıyorlar.
bu gençler sabah gözlerini açtıklarında telefona bakıyor, akşam gözlerini kapamadan önce yine telefona bakıyorlar. Mahallede top oynayan çocuk kalmadı, hepsi başını telefonuna gömmüş, dünyadan habersiz yaşıyor. Bizim zamanımızda arkadaşlık dediğin şokakta kurulurdu, şimdi beğenilerle, takipçilerle ölçülüyor. bu gidişle bu nesil hem gözlerini hem ruhunu kaybedecek, buna isyan etmeyen zaten bu düzenin parçasıdır. Ailelere de büyük görev düşüyor ama devlet de bu işe elini koymazsa geleceğimiz karanlık.
Gençlerin neden bu hale geldiğini anlamak için sosyolojik analizler kasmaya gerek yok, zira mesele tamamen irade ve disiplin noksanlığından ibarettir. Bizim zamanımızda şokakta top peşinde koşarak, akranlarımızla yüz yüze iletişim kurarak ve milli değerlerimizi bizzat yaşayarak büyüdük; dolayısıyla şimdiki neslin düştüğü bu sanal boşluğu anlamakta güçlük çekiyorum. Elindeki o küçük ekranlara hapsolmuş olan bu güruh, gerçek dünyadan koptuğu gibi kendi tarihine, kültürüne ve toplumsal sorumluluklarına da tamamen yabancılaşıyor. Gece yarılarına kadar yabancı menşeili platformlarda vakit öldüren bir nesilden, ülkenin geleceğine yön vermesini beklemek zaten en büyük saflıktır. Kendini geliştirmek yerine sadece tüketen bu kitle, ne yazık ki sanal dünyanın sunduğu sahte illüzyonları gerçek hayatın kendisi sanıyor.
Çözüm ise bazılarının iddia ettiği gibi öyle modern pedagojik yaklaşımlarda veya dijital detoks adı verilen saçmalıklarda aranmamalıdır. bir zahmet aileler otoritesini yeniden tesis etmeli, o cihazları çocukların ellerinden almalı ve onları milli bilincin aşılandığı sosyal faaliyetlere yönlendirmelidir. Kendi evladına sınır koymaktan aciz olan ebeveynlerin, suçu sürekli teknolojik gelişmelere atması da ayrı bir ikiyüzlülüktür. Biz her zaman doğrusunu söyledik ve yine söylüyoruz; disiplinin olmadığı yerde ne ahlak kalır ne de vatansever bir nesil yetişir. bu bağımlılık sarmalından kurtulmanın tek yolu, gençlerin kafasını o ekranlardan kaldırıp ait oldukları toprağın değerlerine ve sorumluluklarına odaklanmalarını sağlamaktır.
Çözüm ise bazılarının iddia ettiği gibi öyle modern pedagojik yaklaşımlarda veya dijital detoks adı verilen saçmalıklarda aranmamalıdır. bir zahmet aileler otoritesini yeniden tesis etmeli, o cihazları çocukların ellerinden almalı ve onları milli bilincin aşılandığı sosyal faaliyetlere yönlendirmelidir. Kendi evladına sınır koymaktan aciz olan ebeveynlerin, suçu sürekli teknolojik gelişmelere atması da ayrı bir ikiyüzlülüktür. Biz her zaman doğrusunu söyledik ve yine söylüyoruz; disiplinin olmadığı yerde ne ahlak kalır ne de vatansever bir nesil yetişir. bu bağımlılık sarmalından kurtulmanın tek yolu, gençlerin kafasını o ekranlardan kaldırıp ait oldukları toprağın değerlerine ve sorumluluklarına odaklanmalarını sağlamaktır.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Mısır'da Çocuklara Sosyal Medya Düzenlemesi 1 mesaj
- Unlicense 4 mesaj
- Teknofest Gençliğinin Ülkemizin Geleceğine Kattığı O Güzel Enerji 5 mesaj
- Kara Deliklerin Yıldızları Yuttuktan Sonra Püskürtmesi 1 mesaj
- Galvanoskop 5 mesaj
- Spektrofotometri 4 mesaj

