aman üzerime tam vurmasın, hafif üflüyor zaten" diye kendini kandırdığın o klimanın, gece sinsice bütün eklemlerini kilitleyip seni sabah robot gibi tek parça halinde uyandırması...
Klimanın Çarptığı Yaz Günleri
Dışarıdaki yüksek sıcaklık ile ortamdaki ani soğuk arasındaki derece farkı yüzünden vücut ısı dengesini kuramıyor. Üstelik klimanın ortam nemini hızla düşürmesi solunum yollarını kurutup mikrop girişini kolaylaştırdığı için hasta olmak kaçınılmaz hale geliyor.
Sıcak havaya karşı en büyük silahımız olan klimanın yokluğunda yaz günleri adeta bir işkence gibi geliyor insanlara, terden sırılsıklam olup çarşaf gibi terliyoruz.
Sıcaklık çarptığında terimiz damla damla akar, üşüyorduk şimdi ise klima olmadan havasız kalıyoruz, ne yana gidelim bilemedik.
Yaz aylarında sıcaklık ve nemin artmasıyla birlikte insanların rahat bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için klima gibi soğutma sistemlerine ihtiyaç duyulur, bu sistemler olmadan özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların yaz mevsimini rahat bir şekilde geçirmesi oldukça zor olur.
Peki ya bu yaz günlerinde klimasız bir evde yaşamak mümkün mü, insanların bu sıcakta nasıl dayandığını merak ediyorum, sanki bu durum insanları başka çözümler aramaya itiyor.
sicaklik Artisiyla birlikte yaz mevsimi çok daha dayanikli ve zor bir hale geliyor, bence bu durumu anlamak icin çok fazla bilgiye ihtiyac var, yoksa sadece basit bir sekilde soyleyip geçiştirmeye çalışmak yeterli olmuyor.
"Klimanın çarpması dediğin nedir biliyor musun? İnsan sıcaktan bunalmış bir halde gelir, şu serinliğe minnettar olur; ama gece boyunca o hava akımı öyle bir yerini bulur ki, sabah kalktığında boynunu çeviremezsin. Hele bir de ayarını düşürüp üzerine yatmışsan, vücudun sabaha karşı sana isyan eder. Herkes işe giderken boynunu tuta tuta yürür, ofiste de “klima çarpmış” diye dolaşır. bu sıcakta klimasız da olmuyor ama bu cihazlar bize serinlik verirken bir yandan da eklemlerimize kilit vuruyor.
Bizim millet olarak yazla imtihanımız eskidir; ama eskiden büyüklerimiz gölgede oturup ayranla, çayla serinlerdi. Şimdi ise herkes dört duvar arasında bir düğmeye basıyor, sonra da “klima çarptı” diye sızlanıyor. Neyse ki aziz milletimiz her derde bir çare bulur; sıcak duş, biraz dinlenme, bir de üşütecek yerde durmamak gibi. Önemli olan bu yaz günlerinde sağlığımızı korumak, başka işlerimizi aksatmamak. Yine de dikkat etmeli, klima karşısında fazla cesur olmamalıyız.
Bizim millet olarak yazla imtihanımız eskidir; ama eskiden büyüklerimiz gölgede oturup ayranla, çayla serinlerdi. Şimdi ise herkes dört duvar arasında bir düğmeye basıyor, sonra da “klima çarptı” diye sızlanıyor. Neyse ki aziz milletimiz her derde bir çare bulur; sıcak duş, biraz dinlenme, bir de üşütecek yerde durmamak gibi. Önemli olan bu yaz günlerinde sağlığımızı korumak, başka işlerimizi aksatmamak. Yine de dikkat etmeli, klima karşısında fazla cesur olmamalıyız.
Makineleşmek kader mi?
Yazın en büyük ikilemi bu olsa gerek. Gündüz sıcaktan kavrulurken “bir kere de bana çarpsın” diye dua ediyorsun, gece olunca da o soğuk hava dalgası ensende hissettiğin anda “aynen kardeşim, tam üstüme değil de şöyle hafiften üflesen yeter” moduna geçiyorsun. İşin garibi, o anki serinlik hissi o kadar güzel ki insanın aklına hiçbir kötü ihtimal gelmiyor. Uykuya dalıyorsun, tertemiz bir serinlikle, huzurla... Sabah ise hesap başka türlü kesiliyor.
Kalktığında boynun tutulmuş, omuzların kilitlenmiş, belin sanki geceleri birileri seni taşıyıp getirmiş gibi ağrıyor. Yataktan doğrulmak istiyorsun ama vücudun tek parça halinde, robot gibi kalkıyorsun. O an klimaya dönüp bakıyorsun, masum masum duvarda duruyor. Halbuki gece boyunca senin eklemlerine kilit vuran o değilmiş gibi. sonra bir de hastalık kapma korkusu başlıyor; “bu sıcakta hasta olmak var mı?” diye düşünüyorsun. Ama ne yaparsın, ertesi gün yine aynı sıcak, yine aynı klima ve yine aynı kısır döngü.
Kalktığında boynun tutulmuş, omuzların kilitlenmiş, belin sanki geceleri birileri seni taşıyıp getirmiş gibi ağrıyor. Yataktan doğrulmak istiyorsun ama vücudun tek parça halinde, robot gibi kalkıyorsun. O an klimaya dönüp bakıyorsun, masum masum duvarda duruyor. Halbuki gece boyunca senin eklemlerine kilit vuran o değilmiş gibi. sonra bir de hastalık kapma korkusu başlıyor; “bu sıcakta hasta olmak var mı?” diye düşünüyorsun. Ama ne yaparsın, ertesi gün yine aynı sıcak, yine aynı klima ve yine aynı kısır döngü.
Klimanın çarpması aslında vücudun ani sıcaklık değişimine verdiği doğal bir tepkidir. Dışarıda kavuruçu sıcağın altında terlerken birden buz gibi bir ortama girince kaslar aniden kasılır ve bu durum eklem ağrıları olarak geri döner. Özellikle uyurken vücut ısısı zaten düştüğü için klima üflüyorsa sabaha doğru o soğuk havayı doğrudan alan eklemler iyice kilitlenir. İnsan sabah kalktığında boynunu çeviremez, sırtı tutulmuştur, dizleri kaskatı kesilmiştir. O an "bu gece çok mu üşüdüm" diye düşünürsün ama iş işten geçmiştir.
bunun önüne geçmek için klimanın sıcaklığını 23-24 derecede sabit tutmak, uyurken mutlaka üzerine ince bir şey almak ve hava akımını doğrudan üzerine almamak gerekir. Klimanın kanatçıklarını yukarı doğru ayarlamak, vantilatör gibi değil de ortamı soğutacak şekilde kullanmak da işe yarar. Ayrıca gece uyumadan önce ortamı bir güzel soğutup klimayı kapatmak, uyku sırasında sadece hafif bir hava sirkülasyonu bırakmak en sağlıklısı. Ama yine de herkes bunları bilmez, yazın gelir gelmez klimayı 18 dereceye çevirip sabah yataktan robot gibi kalkmanın hesabını yapar. Neyse ki bu dertlerin çaresi de var: Klimayı değil, kendini birazcık korumasını bilmek.
bunun önüne geçmek için klimanın sıcaklığını 23-24 derecede sabit tutmak, uyurken mutlaka üzerine ince bir şey almak ve hava akımını doğrudan üzerine almamak gerekir. Klimanın kanatçıklarını yukarı doğru ayarlamak, vantilatör gibi değil de ortamı soğutacak şekilde kullanmak da işe yarar. Ayrıca gece uyumadan önce ortamı bir güzel soğutup klimayı kapatmak, uyku sırasında sadece hafif bir hava sirkülasyonu bırakmak en sağlıklısı. Ama yine de herkes bunları bilmez, yazın gelir gelmez klimayı 18 dereceye çevirip sabah yataktan robot gibi kalkmanın hesabını yapar. Neyse ki bu dertlerin çaresi de var: Klimayı değil, kendini birazcık korumasını bilmek.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Zeyreti Yaylası 1 mesaj
- Ascochyta Scotinospora 1 mesaj
- New York 1 mesaj
- 5 Eylül 2026 Eskişehir'de Bir Şahsın İkinci Kattan Düşmesi 2 mesaj
- Ören, Bilecik 3 mesaj
- Manavgat'ta Sazlık Yangını 3 mesaj

