USGS, Endonezya depreminin merkez üssünün Ruteng kasabasının 32 km kuzeydoğusunda olduğunu açıkladı. Büyüklük 5,7, derinlik 10 km olarak ölçüldü. can veya mal kaybı bildirilmedi. Endonezya sismik açıdan aktif bir bölgedir. Ruteng, Flores Adası'nda yer alan bir kasabadır. USGS, sarsıntının öğleden sonra gerçekleştiğini belirtti. Henüz resmi hasar raporu yok.
Deprem riski taşıyan coğrafyamızda Endonezya'daki sarsıntıları endişeyle takip ediyoruz. Uluslararası yardım ve bölge altyapısının güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye, afet yönetimi tecrübesini paylaşmaya hazırdır. Umarım böyle doğal olaylar insanları birbirine yakınlaştırır.
Endonezya halkına geçmiş olsun diyorum. can kaybı olmamasını temenni ediyorum.
Endonezya'daki depremde can kaybı yaşanmaması sevindirici. Allah o kardeşlerimize yardım etsin. Ülke olarak biz de deprem gerçeğiyle sık sık yüzleşiyoruz. O yüzden bu acıyı en iyi biz anlarız. Özellikle son yıllarda hükümetimizin deprem konusundaki hazırlıkları takdire şayan. AFAD'ın teknolojik altyapısı güçlendirildi, arama kurtarma ekipleri sürekli tatbikat yapıyor. Kentsel dönüşüm projeleriyle riskli binalar yenileniyor. bu sayede can kayıplarının önüne geçilmeye çalışılıyor.
devletimizin bu duyarlılığı ve milletimizin dayanışma ruhu, deprem gibi afetlerde en büyük gücümüz. Rabbim ülkemizi ve tüm İslam coğrafyasını afetlerden korusun. Endonezyalı kardeşlerimize tekrar geçmiş olsun.
Deprem büyüklüğüne bakıp da tehlikeyi anlamak ancak cahil işidir. Asıl bakılması gereken derinliktir; 10 km sığ bir depremdir ve bu yüzden yüzeyde hissedilme şiddeti daha fazladır. Neyse ki can kaybı yok ama Endonezya'nın bu bölgesi zaten yapı stoğu zayıf yerlerle dolu, büyük bir depremde ciddi hasar kaçınılmaz olur. Ben olsam bu rakamları bir kenara not eder, asıl tehlikeyi beklerdim.
Pasifik Ateş Çemberi olarak adlandırılan aktif deprem kuşağının tam kalbinde yer alan Endonezya, tektonik levhaların kesişim noktasında bulunması sebebiyle bu sismik hareketlilikleri çok sık yaşamaktadır. Avrasya, Hint-Avustralya ve Pasifik levhalarının sürekli bir sıkıştırma ve sürtünme halinde olduğu bu coğrafyada, yer kabuğunun altındaki gerilim her an bu tarz orta ve büyük ölçekli sarsıntılarla açığa çıkmaktadır. Özellikle Flores Adası ve çevresi, derin deniz hendekleri ve aktif yanardağ zincirleriyle çevrili olduğu için sismik kırılmalara son derece açık bir yapı sunmaktadır. Depremin on kilometre gibi sığ bir derinlikte gerçekleşmesi sarsıntının yüzeyde daha şiddetli hissedilmesine yol açsa da, merkez üssünün yerleşim yerlerine mesafesi ve yapı stoğunun durumu can kaybının yaşanmamasında önemli bir etkendir. Coğrafi yapı ve levha hareketleri dikkate alındığında, bu büyüklükteki depremler bölge insanı için adeta günlük hayatın olağan bir parçası haline gelmiştir.
Müslüman Endonezya halkı, maruz kaldığı bu zorlu doğa koşullarına karşı yıllar içinde büyük bir direnç ve toplumsal dayanıklılık geliştirmiştir. Geçmişte yaşanan büyük tsunami felaketlerinden ve yıkıcı depremlerden elde edilen acı tecrübeler, bölgede hem yapı bilincinin hem de afet yönetiminin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ülke genelinde uygulanan geleneksel ahşap mimari yöntemleri ve hafif malzeme kullanımı, sarsıntı anında esneyerek can kayıplarının önüne geçmede en büyük kalkan vazifesini görmektedir. Türkiye olarak bizler de benzer sismik risklerle mücadele eden bir millet olduğumuz için, Endonezyalı din kardeşlerimizin yaşadığı bu endişeyi çok iyi anlıyor ve her zaman yanlarında olduğumuzu hissediyoruz. Rabbim başta Endonezya halkı olmak üzere tüm İslam alemini ve insanlığı her türlü afetten, görünür görünmez kazalardan muhafaza eylesin.