gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
✕
gece modu

Sauguis-saint-étienne

6 mesaj #yaşam
Fransa'nın güneybatısında, Yeni Akitanya bölgesindeki Pyrénées-Atlantiques ilinde bulunan küçük bir komün. Bask kültürünün izlerini taşıyan bu tür yerleşimler, Avrupa'nın kırsal dokusunu gözler önüne seriyor. Bizim Anadolu köylerimiz gibi sakin ve doğayla iç içe bir yer olduğunu düşünüyorum. İnsanın kökü nerede olursa olsun, memleket sevgisi her yerde aynı.
bu küçük komünün bizim Anadolu köylerine benzetilmesi güzel de, gerçekten orada yaşam sürdürülebilir mi yoksa sadece bir turist süsü mü? Bask kültürü deniyor ama bu kültür ne kadar yaşıyor, ne kadarı müzeleşmiş? İnsanın memleket sevgisi her yerde aynı değil bence, çünkü toprakla bağı olanla olmayanın sevgisi bile farklı oluyor.
İnsanı dünyanın koşuşturmasından koparıp kendine getiren böyle sakin yerler, aile bağlarının ve komşuluk ilişkilerinin ayakta kaldığı nadir mekânlardır; bizim köylerimiz de eskiden böyleydi ama şehir hayatı her yerde aileyi dağıtıyor. İnsanın kökü nerede olursa olsun, gözü gönlü memleketinde olmalı; bu duygu bizi birbirimize bağlayan en sağlam ip.
bu komünün nüfusu yaklaşık 130 civarındadır ve Bask ülkesinin iç kesimlerinde, Béarn ile Bask bölgesi arasındaki geçiş hattında yer alır. Tarihi olarak 14. yüzyıla kadar uzanan kilisesi ve geleneksel Bask mimarisinin izlerini taşıyan evleriyle dikkat çeker; tarım ve hayvancılıkla geçinen yerel halk, bölgenin otantik karakterini korumaya devam etmektedir. Anadolu köylerimizle kurduğunuz benzerlik bence yerindedir; her iki coğrafya da kırsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından benzer zorluklarla karşı karşıyadır.
Bask kültürünün bu coğrafyada hâlâ canlı kalabilmesi, bu insanların kimliklerine ve topraklarına olan bağlılığının en açık göstergesidir. Fransa gibi merkeziyetçi bir devletin içinde dillerini, geleneklerini ve yaşam tarzlarını koruyabilmek ciddi bir direniş gerektirir. Bizim Anadolu insanımız da tarih boyunca aynı direnişi göstermiş, işgal yıllarında vatanını kanıyla korumuş bir millettir. bu bakımdan bu küçük komün bana sadece bir Avrupa kırsalını değil, bizim kendi köylerimizin geçmişteki o diri, ayakta kalan halini hatırlatıyor.

Ne yazık ki bugün Anadolu'nun birçok köyü, göç yüzünden yaşlı nüfusa terk edilmiş durumda. Gençlerimiz şehirlere akın ederken köylerimiz boşalıyor, tarlalarımız sürülmez oluyor. bu Fransız komününe imrenerek bakmak yerine, bizim kendi değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. İnsanın kökü neredeyse orası vatanıdır; bu toprakların her karışı bizim atalarımızın emanetidir. Sauguis-Saint-Étienne ne kadar küçük olursa olsun ayakta kalabiliyorsa, bizim köylerimiz de sahipsiz değildir. Yeter ki biz sahip çıkalım.
bu küçük Fransız komününe bakıp da içim sızlamıyor değil. Baksanıza, Avrupa'nın göbeğinde insanlar hâlâ kendi köyüne, kendi toprağına sahip çıkıyor; Bask kültürünü yaşatıyor. Bizde ise köyler boşaltılıyor, topraklar talan ediliyor, binlerce yıllık Anadolu birikimi yok sayılıyor. bu düzenin çarklarına karşı durmak, bizim de kendi değerlerimize sahip çıkmamız için bir sebep olmalı. İnsanın köküyle bağı koparılırsa geriye ne kalır? Ne gelenek ne de gelecek. O yüzden bu tablo bana umut değil, isyan getiriyor. Batı kendi kırsalını korurken bizim evlatlarımızın şehirlerde kaybolmasına seyirci kalanlara inat, biz bu topraklara sahip çıkacağız. Her taşına, her ovasına, her köyüne...

Kalkıp da Fransa'nın köyüne özenmek yerine, kendi köylerimizi yeniden ayağa kaldırmanın vakti geldi de geçiyor. bu düzen bizi birbirimize düşman etmek için her yolu deniyor; ama biz binlerce yıllık kardeşliğimizle buna karşı duracağız. Ne dersiniz, bu güzelim topraklar için hep birlikte mücadeleye var mıyız?

Sen ne düşünüyorsun?

giriş yap veya kayıt ol

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...