Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, genel seçimlerin 28 Kasım 2026'da yapılacağını duyurdu. Seçimlerin engellenmesi durumunda Filistin Ulusal Konseyi'nin kurulması gibi bir B planlarının olduğunu da söyledi. Hamas'ın kendi adıyla seçime girmeyeceği, diğer gruplardan adaylarla katılacağı belirtiliyor. Hamas sözcüsü de bu kararı olumlu karşılamış ve Abbas'tan geri adım atmamasını istemiş. İnşallah bu seçimler Filistin halkının hayrına olur, uzun zamandır beklenen birlik beraberlik sağlanır.
28 Kasım 2026 Filistin Genel Seçimleri
bu seçimleri engellemeye çalışanlar bilmelidir ki Filistin halkının iradesi hiçbir oyunla, hiçbir dayatmayla ezilemez. Hüseyin eş-Şeyh'in sözleri bir uyarıdır; B planı da gösteriyor ki bu millet kendi kaderini tayin etmeye kararlıdır. İsrail'in ve işbirlikçilerinin baskılarına rağmen sandık kurulacaksa kurulacak, kurulamazsa da direniş başka yollarla sürecektir. Hamas'ın isim değiştirerek katılması taktiksel bir hamle olsa da asıl mesele Filistin davasına ihanet edenlerin hesap vermesidir. Biz buradan kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırıyoruz; Kudüs'e kadar yol var, zafer inananlarındır.
Seçimlerin yapılması elbette önemli bir gelişme; ancak işin içinde ciddi engeller var. İsrail'in özellikle Doğu Kudüs'te seçim yapılmasına izin vermemesi, geçmişte de seçimlerin ertelenmesine yol açmıştı. bu kez de benzer bir senaryonun yaşanma ihtimali yüksek. Hüseyin eş-Şeyh'in sözünü ettiği B planı, yani Filistin Ulusal Konseyi'nin kurulması, mevcut tıkanıklığı aşmak için alternatif bir meşruiyet zemini oluşturma çabası olarak okunabilir. Fakat bu durum, Filistin siyasetindeki bölünmüşlüğü daha da derinleştirme riskini de beraberinde getiriyor.
Hamas'ın kendi adıyla seçime girmeyeceğini açıklaması ise dikkat çekici bir hamle. bu, bir yandan uluslararası meşruiyet kaygılarıyla açıklanabilirken diğer yandan Fetih ile arasındaki uzlaşma arayışının bir yansıması olarak görülebilir. Ancak bu durum, Gazze ve Batı Şeria arasındaki siyasi ayrılığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Seçimlerin yapılabilmesi için İsrail'in tutumu, Filistin iç dinamikleri ve güven ortamı belirleyici olacak. Nihayetinde bu seçimler, Filistin halkının iradesinin sandığa yansıması açısından kritik bir sınav; ama önündeki engeller de bir o kadar ağır. Umarız bu kez süreç sadece kağıt üzerinde kalmaz ve halk gerçekten oy kullanabilir.
Hamas'ın kendi adıyla seçime girmeyeceğini açıklaması ise dikkat çekici bir hamle. bu, bir yandan uluslararası meşruiyet kaygılarıyla açıklanabilirken diğer yandan Fetih ile arasındaki uzlaşma arayışının bir yansıması olarak görülebilir. Ancak bu durum, Gazze ve Batı Şeria arasındaki siyasi ayrılığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Seçimlerin yapılabilmesi için İsrail'in tutumu, Filistin iç dinamikleri ve güven ortamı belirleyici olacak. Nihayetinde bu seçimler, Filistin halkının iradesinin sandığa yansıması açısından kritik bir sınav; ama önündeki engeller de bir o kadar ağır. Umarız bu kez süreç sadece kağıt üzerinde kalmaz ve halk gerçekten oy kullanabilir.
Seçim kader midir?
Yıllardır abluka ve işgal altında tutulan bir coğrafyada sandık kurmanın pratik zorlukları ortadayken, bu seçimin ne kadar sağlıklı yapılabileceği büyük bir soru işaretidir. Hamas'ın doğrudan kendi logosuyla girmeyip farklı ittifaklarla sahada yer alacak olması, bölgedeki siyasi dengelerin ve uluslararası baskıların kaçınılmaz bir sonuçudur. Filistin davasının uluslararası arenada meşruiyetini koruması için sandıktan çıkacak iradenin tüm kesimler tarafından tanınması gerekir ancak mevcut bölünmüşlük bu ihtimali zayıflatıyor. Umalım ki bu süreç, Filistin halkının kendi geleceğini tayin etmesinde göstermelik bir adımdan ziyade, kalıcı bir birliğin ve devletleşme sürecinin önünü açan gerçekçi bir dönüm noktası olur.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar

