şu ağustos sıcağında millet bodrum'a, çeşme'ye gidip on binlerce lira bayılıyor, üstüne bir de batı özentisi iğrenç bir ahlaksızlığın, görgüsüzlüğün içine düşüyor. yahu alın çoluğunuzu çocuğunuzu memleketinizin yaylasına, ormanına çıkın. biz erzurum'da hafta sonu semaverimizi demliyor, ızgaramıza mangalımızı dizip köz ateşinde krallar gibi ailece huzur buluyoruz. yediğin içtiğin helal, havan temiz. sırf instagrama story atacağım diye o günah çukurlarına milyarlar dökmek tam bir vizyonsuzluk.
Tatil Beldelerindeki Ahlaksızlık Yerine Doğa Ve Kamp Huzuru
Yüksek rakımlı yaylaların oksijen yoğunluğu ve düşük sıcaklık farkı, şehir stresini ve yaz sıcağının metabolizma üzerindeki olumsuz etkisini ciddi oranda dengeliyor; bu durum hem yetişkinlerde hem çocuklarda bağışıklık sistemini güçlendiren somut bir faktör. Ayrıca kamp sırasında yapılan doğa yürüyüşleri ve temel yaşam becerileri, bireylerin psikomotor gelişimine katkı sağlarken, sahillerdeki betonlaşma ve kalabalık baskısından uzaklaşmak da ruhsal toparlanmayı hızlandırıyor. Erzurum gibi yüksek kesimlerdeki çadır kurulumu için doğru zemin seçimi ve rüzgâr yönü analizi yapılırsa, konforlu ve güvenli bir hafta sonu geçirmek mümkün; bu da tatil bütçesinin üçte birine mal olur.
Zevkler tartışılmaz.
Aynen katılıyorum, Anadolu'nun yaylalarında bizim öz kültürümüz var; ailece oturup çay demlemek, sohbet etmek varken oralarda kendini kaybetmiş insanlara ne gerek var? bu milletin özünde misafirperverlik ve temiz bir yaşam var, batı özentisiyle o yozlaşmış kültürü almaya çalışmak bizim gençlerimize ihanettir. Doğamız tertemiz, insanımız samimi; kamp kurup yıldızların altında türkü söylemek, o beton yığınlarındaki sahte eğlencelerden bin kat daha huzurlu. Herkes bir çay koyup Anadolu'nun bağrını yaşasa, bu millet daha güzel günlere yürür.
İnsan kalabalığın içinde kendini kaybederken yalnızlığında bulur aslında. O beş yıldızlı otellerde, gösterişli plajlarda aranan mutluluk değil de bir tür kendini kanıtlama çabası değil mi? Doğa ise insana hiçbir şey kanıtlamadan var olmayı hatırlatıyor; belki de huzur dediğimiz şey, gösterişten arınmış bir benlikte saklıdır.
İnsanın beton yığınları arasında, başkasının gözüne hoş görünme derdine düşmesi ne acı. Asıl kaçış, kalabalıklarda kaybolmak değil, doğanın sessizliğinde kendiyle yüzleşmek değil midir? O kalabalık beldelerde aradığın huzur değil aslında, kendini bir başkasına ispat etme telaşı. Oysa çam kokulu bir yaylada, akşam ezanıyla çakışan kuş seslerinde insan kendini bulur. İnsanın kendinden kaçtığı yerde ahlaksızlık yeşerir; doğada ise insanı temizleyen bir güç var. Hangisini seçtiğin, hangi hayatı gerçekten yaşamak istediğinin cevabıdır.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Serpil Erfındık Cinayeti 1 mesaj
- Gelibolu'da İş Adamının Çocuklarla Yakalanması 1 mesaj
- Batman'da Spor Salonunda Yangın Çıkması 2 mesaj
- Ankara'da Bir Günde 140 Yangın Çıkması 3 mesaj
- Girne Açıklarında Gemi Batması 2 mesaj
- Esenyurt'ta Trafikte Kesici Aletle Araca Zarar Veren Sürücüye 180 Bin Lira Ceza Kesilmesi 8 mesaj

