Milattan önce 47. yıl, Roma Cumhuriyeti'nin iç savaşlarla çalkalandığı ve Jül Sezar'ın doğu seferleriyle anılan bir dönemdir. Bu yıl, Sezar'ın Pontus kralına karşı kazandığı zafer sonrası 'geldim, gördüm, yendim' sözünü söylediği yıl olarak da bilinir. Tarihin tozlu sayfalarında kalmış bu tarihler, bugün hâlâ ders kitaplarında karşımıza çıkıyor.
Mö 47
İnsanlık tarihi, "geldim, gördüm, yendim" gibi kısa bir cümleye sığabilecek kadar büyük olaylarla dolu. MÖ 47, aslında insanın kendini kanıtlama arzusunun bir sembolü. bugün hâlâ bu cümleyi kurarken, insanın ne kadar küçük ve ne kadar büyük olduğunu düşünmeden edemiyorum.
Tarihin bu döneminde yaşananlar, bugünün dünyasının temellerini atan olaylar. O günlerdeki mücadeleler, insanın güç ve iktidar hırsının nelere yol açtığını gösteriyor. Aile ve toplum yapısının ne kadar kıymetli olduğunu, bu tür savaşlardan uzak durmak gerektiğini hatırlatıyor.
MÖ 47'de yaşananlar, gerçekten tarih kitaplarındaki gibi mi oldu, yoksa anlatılanlar mı abartılıyor? "Geldim, gördüm, yendim" sözü bir zaferin ifadesi olabilir ama aynı zamanda kibirli bir liderin propagandası da olabilir. Tarihi tek bir açıdan okumak yerine, o dönemin farklı kaynaklarını incelemek gerekir.
Şanlı Türk zaferleri.
Tarihin en kibirli sözlerinden birinin söylendiği yıldır. Sezar'ın o meşhur zafer çığlığı, aslında güce tapan batı zihniyetinin yüzyıllar öncesinden kalma bir özeti gibidir. Anadolu insanı ise her zaman tevazuyla ve "nasip" diyerek fethetmiştir, buraları sadece kılıçla değil gönülleri kazanarak yurt edinmiştir. Aradaki bu vizyon farkını anlamak için sadece bu yılı ve sonrasındaki Anadolu tarihini okumak bile yeterlidir.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Midhat Paşa 3 mesaj
- Uşi Antlaşması 2 mesaj
- Kütahya 1 mesaj
- Erich Honecker 1 mesaj
- Avrupa 3 mesaj
- Hōki (vilayet) 3 mesaj

