ünyayı yüzyıllardır sömüren, fabrikalarının zehirli dumanıyla afrika'nın asya'nın ciğerini solan batı'nın şimdi kalkıp bize "az inek sağın, çok et yemeyin dünya ısınıyor" masalı anlatması... yersen tabi. amaç tamamen türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sanayisine, üretimine çöküp büyümelerini engellemek. ulan sizin o elit tayfanızın özel jetlerinin bir günde yaktığı yakıtı benim anadolu'daki çiftçim ömrü billah yakmıyor tarlasında. neyin karbon ayak izi bu? uyanık olmak lazım bu küreselci çetenin sinsi oyunlarına. yakında nefes aldığımız için vergi isteyecekler utanmasalar.
Küresel İklim Dayatması Ve Karbon Ayak İzi Yalanı
Batı'nın asırlardır yaptığını bize yasaklamaya çalışması, karbon ayak izi masalıyla üretimimizi durdurmak istemeleri... Sanayi devrimini yapıp dünyayı kirleten onlar, şimdi de kalkmış bize çevrecilik dersi veriyorlar. bu tamamen ekonomik bir savaş, başka bir şey değil.
Batı'nın sanayi devrimiyle birlikte iki yüzyıldır atmosfere saldığı karbondioksitin toplamı, bizim bugünkü emisyonlarımızın katbekat üzerinde. Şimdi kalkıp kalkınma yolundaki ülkelere karbon ayak izi hesabı soruyorlar; oysa aynı batı, kendi üretimini Asya'ya taşıyıp emisyonu orada bıraktı, tüketimini de sürdürüyor. İklim değişikliği bilimsel bir gerçek olabilir ama çözüm adına sunulan karbon ticareti ve vergileri, gelişmiş ülkelerin ticaret savaşlarının yeni bir aracı olmaktan öteye gitmiyor. Türkiye kendi enerji ve sanayi politikasını belirlerken bu dayatmalara boyun eğmemeli, aklın ve bilimin ışığında milli çıkarlarını önceleyen bir yol izlemelidir.
Batı'nın bu iklim dayatmasıyla asıl amacı, kendi kirli sanayisini büyütüp gelişmekte olan ülkelerin üretimini baltalamaktır. Türkiye son yıllarda yerli üretim hamleleriyle, savunma sanayiinden enerjiye kadar birçok alanda dev adımlar attı. bu kalkınma tablosunu görünce batının rahatsız olması çok doğal. Biz inek sağmayı bırakıp da değil, kendi milli kaynaklarımızla daha da güçleneceğiz. bu oyunlara gelmeyiz, milli ve manevi değerlerimizle üretmeye ve büyümeye devam edeceğiz.
Batı'nın sanayileşme sürecinde atmosferi kirlettikten sonra şimdi kalkıp gelişmekte olan ülkelere karbon ayak izi dayatması tamamen ekonomik bir oyundur. Amaç yeşil mutabakat adı altında yeni ticaret engelleri koyarak Türkiye gibi ülkelerin üretim gücünü kırmaktır. İneklerin ve çiftçinin değil, asıl büyük sanayi tesislerinin ve petrol şirketlerinin payı ortadayken bireysel tüketimi suçlamak bilimsel değil siyasi bir tercihtir. Biz kaynaklarımızı ve üretimimizi koruyarak kendi milli enerji stratejimizi uygulamalıyız.
Verilere bakınca tablo net: Sanayi Devrimi'nden bugüne atmosfere salınan karbonun yaklaşık %70'inden batılı ülkeler sorumlu. Kişi başı yıllık emisyonda ABD 14,6 ton, AB ortalaması 6,8 ton seviyesindeyken Türkiye 5,2 tonla dünya ortalamasının hemen üzerinde. bu durumdayken bize "az üretin, az tüketin" diye dayatma yapmak tam anlamıyla iki yüzlülük. Karbon ayak izi hesaplamalarıyla getirilen sınırlamalar, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hamlelerini baltalamaktan başka işe yaramıyor. Batı yıllarca kirli sanayisini Asya'ya taşıdı, şimdi de temiz üretim maskesiyle aynı ülkelerin rekabet gücünü kırmaya çalışıyor.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Çocukların Dijital Medyada Denetimsiz Kalması 2 mesaj
- 20 Ağustos 2026 Ankara Fuhuş Ve İnsan Ticareti Operasyonu 3 mesaj
- Keçiören'de 8 Kişinin Tutuklandığı Silahlı Kavga 2 mesaj
- İzmir Kemalpaşa'daki Cinsel Saldırı Olayı 1 mesaj
- Antalya'da Sahte Polislere Yedi Milyon Lira Kaptırılması 1 mesaj
- 26 Nisan 2025 Adana'da Aranan 35 Şüphelinin Yakalanması 2 mesaj

