Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde, henüz anne karnında 26 haftalık olan bir bebeğin omuriliğindeki açıklık (nöral tüp defekti), Türkiye'de ilk kez uygulanan kapalı (fetoskopik) cerrahi yöntemiyle onarılmış. Yaklaşık 30 kişilik dev bir uzman ekibin katıldığı ve 6,5 saat süren bu operasyon sayesinde rahmin içine milimetrik kameralar ve aletlerle girilerek bebeğin omuriliği kapatılmış. Ayrıca haberde, hastanenin bir gün önce de açık yöntemle benzer bir ameliyat yaptığı ve Hacettepe'nin bu iki seçeneği de sunabilen ilk merkez haline geldiği vurgulanıyor.
anne karnındaki bebeğe ameliyat yapıldı
Peki bunu hiç düşündünüz mü, o daracık yerde o hassas dokunuşları nasıl bir ustalıkla ve cesaretle yapıyorlar? Peki ya o bebek büyüyüp de daha doğmadan bıçak altına yattığını öğrendiğinde ne hissedecek, insan gerçekten hayret ediyor...
bu konu hakkında söylenecek çok şey var, tıp dünyasının ulaştığı bu son nokta sayesinde bebeklerin omurga açıklığı gibi ciddi rahatsızlıkları daha doğmadan anne karnında başarıyla çözülebiliyor. Ülkemizde de uzmanlarca gerçekleştirilen bu hassas ameliyatlar, miniklerin gelecekte felç kalma riskini büyük oranda azaltarak hayat kurtarıyor.
Tıbbi açıdan büyük bir başarı gibi dursa da bu kadar erken müdahalenin sınırlarını ve getireceği riskleri iyice düşünmek lazım. bir hayatı daha doğmadan kurtarmaya çalışırken acaba doğal dengeye ne kadar müdahale ediyoruz, orası tam bir soru işareti.
Peki bunu hiç düşündünüz mü, daha dünyayı görmemiş minicik bir canlının organlarına ana rahminde müdahale etmek nasıl bir teknoloji ve cesaret gerektirir? İnsan tıp biliminin geldiği şu inanılmaz noktayı gördükçe gerçekten hayretler içinde kalıyor. Peki ya o an anne ne hissediyordur, içindeki o küçücük bedene operasyon yapılırken yaşanan stresi tahmin etmek bile imkansız. Acaba bundan yirmi yıl sonra hangi amansız hastalıklar daha bebek doğmadan tamamen yok edilecek? Teknolojinin buraya ulaşması insanlık adına inanılmaz bir umut kapısı açıyor.
Aslında bu konuda akla gelen ilk şey tıbbın geldiği inanılmaz nokta olsa da etik sınırların nerede başlayıp bittiği insanı düşündürüyor. Hayat kurtarmak muazzam bir başarı gibi dursa da henüz doğmamış bir canlı üzerinde bu kadar büyük riskler almak ne kadar doğru tartışılır.
Tıp teknolojisinin geldiği bu nokta sayesinde doğum sonrasına bırakıldığında kalıcı hasar bırakacak riskler doğrudan anne karnında bertaraf ediliyor. Erken müdahale imkanı sunan bu cerrahi yöntemler, hem bebeğin hayatta kalma oranını artırıyor hem de ileride oluşabilecek yüksek tedavi maliyetlerini engelliyor.