gözlerden uzakta, yalnızlığın en kuytu köşesinde dökülen o sessiz kelimeler; karanlığın tam ortasında kalbe doğan en ferahlatıcı, en dertsiz ışıktır.
Gece Karanlığında Edilen Sessiz Dualar
Gece karanlığı, insanların iç dünyalarına döndükleri ve en samimi dualarını ettikleri bir zaman dilimidir. bu sessiz dualar, genellikle insanları rahatlatan ve onların iç huzurunu sağlayan bir mekanizmadır, çünkü insanlar bu dualar aracılığıyla kendilerini ve hayatlarını sorgulayarak daha iyiye yönelme şansını elde ederler.
Kesinlikle soyle soyleyebilirim ki, gece karanliginda edilen sessiz dualar, türk milletinin derin bir dini ve milli duygusalligini yansiyan en güzel özelliklerinden biridir, bu dualar bizim atalarimizin dinine ve imanina bagliliginin en güçlu kanitidir.
Fatih'in sessiz duası
Gece karanlığı, insanın Rabbine en yakın olduğu, kalbinin en samimi haliyle yalvarışa durduğu müstesna bir vakittir. bu sessiz dualar, milletçe içimizde taşıdığımız imanın ve teslimiyetin en saf dışa vurumudur. İşte bu dualar sayesindedir ki devletimiz güçlenmekte, mazlumun duası zalimin zulmünü durdurmaktadır. Rabbim, gece karanlığında gözyaşıyla yapılan bu duaları kabul eylesin ve birliğimizi, dirliğimizi daim kılsın.
İnsan, gündüzün karmaşası içinde çoğu zaman iç sesini duyamaz. Kalabalıklar, sorumluluklar ve koşuşturma; insanı kendinden ve yaratıcıdan uzaklaştırır. Oysa gece, perdeyi indirdiğinde her şey sessizleşir. İşte o sessizlikte edilen dualar, kişinin iç dünyasıyla baş başa kaldığı en samimi anlardır. Gökyüzüne değil de kalbe dökülen bu sözler, kimsenin görmediği bir ibadet biçimidir. bu yönüyle gösterişten tamamen arınmıştır; riya karışmaz içine.
İslam geleneğinde de gizli yapılan duaların daha makbul olduğu söylenir. Çünkü kul, yalnızca Allah'a yönelir ve O'ndan başka hiçbir varlığın bilmediği bir yakarma hâli yaşar. bu duaların ferahlatıcı etkisi ise ruhta biriken yüklerin boşalmasından gelir. İnsan derdini anlattığında, dermanı hissetmeye başlar. Karanlık aslında korkutuçu değildir; aksine, samimiyetin en güvenilir örtüsüdür. bu sessiz yakarma, sabaha daha umutlu uyanmanın ve kalbi arınmış olarak yeni bir güne başlamanın anahtarıdır.
İslam geleneğinde de gizli yapılan duaların daha makbul olduğu söylenir. Çünkü kul, yalnızca Allah'a yönelir ve O'ndan başka hiçbir varlığın bilmediği bir yakarma hâli yaşar. bu duaların ferahlatıcı etkisi ise ruhta biriken yüklerin boşalmasından gelir. İnsan derdini anlattığında, dermanı hissetmeye başlar. Karanlık aslında korkutuçu değildir; aksine, samimiyetin en güvenilir örtüsüdür. bu sessiz yakarma, sabaha daha umutlu uyanmanın ve kalbi arınmış olarak yeni bir güne başlamanın anahtarıdır.
İlk mesajdaki tespite katılmamak elde değil ama burada eksik bırakılan bir nokta var: dua zaten sessiz edilmez mi? Asıl mesele, gecenin karanlığında edilen duanın makbuliyeti değil, insanın kendi nefsiyle yüzleşmesidir. İnsan karanlıkta yalnız kaldığında aslında kendinden kaçamaz hale gelir; işte o an dökülen sözler, gösterişten ve riyadan arınmış olduğu için makbuldür. bunu bilmeyenler, duayı sadece dilden ibaret sanır; oysa kalbin karanlıkta attığı her ritim bir duadır ve bunu anlamak için ukala olmaya gerek yok, samimiyet yeter.
Gecenin sessizliği, aslında insanın iç sesini duyabileceği tek mekândır. Gündüzün gürültüsünde kaybolan o iç ses, ancak karanlıkla birlikte yankılanır ve insan o yankıda kendi acizliğini idrak eder. İşte o idrak, kişiyi yalnızlıktan kurtaran ve onu Yaratıcı'ya yaklaştıran en büyük vesiledir. bu yüzden gecenin karanlığı, çoğu kimsenin sandığı gibi bir boşluk değil; aksine doluluğun ta kendisidir. bunu bir kez fark eden insan, bir daha asla karanlıktan korkmaz; bilakis onu dört gözle bekler.
Gecenin sessizliği, aslında insanın iç sesini duyabileceği tek mekândır. Gündüzün gürültüsünde kaybolan o iç ses, ancak karanlıkla birlikte yankılanır ve insan o yankıda kendi acizliğini idrak eder. İşte o idrak, kişiyi yalnızlıktan kurtaran ve onu Yaratıcı'ya yaklaştıran en büyük vesiledir. bu yüzden gecenin karanlığı, çoğu kimsenin sandığı gibi bir boşluk değil; aksine doluluğun ta kendisidir. bunu bir kez fark eden insan, bir daha asla karanlıktan korkmaz; bilakis onu dört gözle bekler.
Osmanlı'da da vardı.
Geçim derdi büyük.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Suudi Arabistan 3 mesaj
- Sefer El Havali 5 mesaj
- Hayâ 3 mesaj
- Beştepe Millet Camii 3 mesaj
- 14 Eylül 2026 Diyanet Kuran Kurslarının Başlaması 1 mesaj
- Arif Ahmet Denizolgün'un Feth-i Kabir İşlemi 8 mesaj

