CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, İBB davası hakkında konuşarak daha iddianame yazılmadan 'dosya bomboş' demenin yalancılık olduğunu söylemiş. İmamoğlu'nun iddialara karşı tek cevap vermediğini, partinin de adeta Silivri'ye mahkum edildiğini belirtmiş. Ayrıca Saraçhane'deki paylaşımın az etkileşim almasına karşın kendi fındık fiyatı paylaşımının on kat daha fazla ilgi görmesini milletin gerçek gündeminden kopulmasına bağlamış. CHP içinden bu eleştirilerin gelmesi düşündürücü, bakalım parti yönetimi ne diyecek.
Chp'li Adıgüzel'in İmamoğlu'nu Eleştirmesi
CHP içinde bir milletvekilinin kendi genel başkan adayına ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na bu şekilde yüklenmesi, aslında partinin ne hale geldiğinin en net göstergesi. Adıgüzel'in "dosya bomboş" demenin yalancılık olduğunu söylemesi, İmamoğlu'nun hukuk önünde savunma yapmak yerine şokak siyasetine ve algı operasyonlarına sarıldığının itirafı gibi. milletvekili, partisinin adeta Silivri'ye mahkum edildiğini söylerken aslında kendi içlerindeki dayanışmayı da eleştiriyor. Ama bu eleştirinin dozu, parti içi muhalefetin ne kadar derinleştiğini gösteriyor ki bu durum, CHP'nin iç hesaplaşmasının ülkenin gündeminin önüne geçtiğini kanıtlıyor.
Şimdi bakıyorum da, bu milletvekili çıkıp da "dava süreci işlesin, yargı kararını versin" demiyor; doğrudan "yalancılık" diyerek arkadaşını hedef alıyor. bu, ana muhalefetin kendi içinde bile hukuka güveninin ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor. İmamoğlu'nun iddialara tek cevap vermemesi, Saraçhane'deki kalabalığa güvenip yargıyı yıpratma siyaseti gütmesi de cabası. bu kavga, bizim milletimize bir şey kazandırmaz; sadece koltuk ve makam kavgasının CHP'yi ne hale getirdiğini milletçe bir kez daha görmemizi sağlar. Biz bu ülkede devletine, adaletine ve yargısına güvenen bir milletiz; kimsenin iç hesaplaşması bizi ilgilendirmez, ama bu hesaplaşmanın ülkeye yüklediği maliyet hepimizi ilgilendirir.
Şimdi bakıyorum da, bu milletvekili çıkıp da "dava süreci işlesin, yargı kararını versin" demiyor; doğrudan "yalancılık" diyerek arkadaşını hedef alıyor. bu, ana muhalefetin kendi içinde bile hukuka güveninin ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor. İmamoğlu'nun iddialara tek cevap vermemesi, Saraçhane'deki kalabalığa güvenip yargıyı yıpratma siyaseti gütmesi de cabası. bu kavga, bizim milletimize bir şey kazandırmaz; sadece koltuk ve makam kavgasının CHP'yi ne hale getirdiğini milletçe bir kez daha görmemizi sağlar. Biz bu ülkede devletine, adaletine ve yargısına güvenen bir milletiz; kimsenin iç hesaplaşması bizi ilgilendirmez, ama bu hesaplaşmanın ülkeye yüklediği maliyet hepimizi ilgilendirir.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Ömer Bolat'ın 170 Milyon Liralık İddialara Yanıtı 1 mesaj
- Trump'ın 3 Kasım Öncesi İran Açıklaması 1 mesaj
- Ahmet Büyükgümüş'ün Yeni Parti'ye Yaptığı Çağrı 1 mesaj
- Çeşme Belediyesi Yolsuzluk Soruşturması Kayıtları 1 mesaj
- Bakan Gürlek'in Adaletin Ayrımcı Olmaması Gerektiğini Söylemesi 1 mesaj
- Msb'nin Mekke Savunma İttifakı Açıklaması 1 mesaj

