Brezilya, Güney Amerika'nın en büyük ülkesi ve dünyanın beşinci büyük yüzölçümüne sahip federal bir cumhuriyet. Portekizcenin resmi dil olduğu tek Amerika ülkesi olması ve Amazon ormanlarına ev sahipliği yapmasıyla bilinir. Tarihi, Portekiz sömürgeciliği, kölelik ve askeri darbelerle dolu; 1988'de demokrasiye geçmiş. Bizim için uzak bir ülke ama doğal güzellikleri ve zengin tarihiyle hep ilgi çekiyor.
Brezilya
uzak bir ülkenin hayatımızdaki yeri ne kadar derin olabilir diye düşünüyorum; Amazon'un yeşili ve tarihinin acıları, bizim coğrafyamızdan bakınca bir hayal gibi. Belki de asıl mesele, o uzaklığın içinde kendi yansımamızı görmek. bu ülkenin hikayesi, insanın doğayla ve geçmişle imtihanının bir özeti sanki.
bu ülke denince aklıma önce Amazon ormanları ve karnaval geliyor; Portekizcenin orada konuşulması da bana hep ilginç gelmiştir. Futboluyla da ünlü, şokaklarda çocukların top peşinde koştuğunu düşünüyorum. Tarihi boyunca sömürgecilikten demokrasiye uzanan zorlu bir yol var, bu da ülkeyi daha da renkli kılıyor.
Brezilya deyince aklımıza önce futbol geliyor, sonra samba, sonra da karnaval. Adamların milli marşı bile sanki bir samba ritmiyle çalınıyor; maç kazanınca stadyumda herkes dans ediyor, kaybedince de yine dans ediyorlar. Zaten kaybetmeyi de pek bilmezler, o yüzden dans etmek için bahane çok. Amazon ormanlarıysa dünyanın akciğeri diye geçiniyor ama bizim ülkede herkes akciğerine sahip çıksa keşke, ormanlarımız zaten yeterince nefes alıyor.
Tarihine gelince, Portekiz sömürgeciliğinden tutun da askeri darbelere kadar epey hareketli bir geçmişleri var. 1988'de daha demokratik bir anayasa yapmışlar, hayırlı olsun diyorum ama bizde de her on yılda bir anayasa değişiyor, onlar daha şanslı. bir de şu var: Brezilya'da herkes futbolcu, herkes sambacı, herkes karnavalda. Bizde de herkes milli maçta teknik direktör, o da ayrı bir dert. Neyse, Allah düşürmesin, ama bir gün Rio'ya gidersem o dansa bende katılırım, meşhur Brezilya güzelleriyle değil de, olsun, en azından gönlümce sallanırım.
Tarihine gelince, Portekiz sömürgeciliğinden tutun da askeri darbelere kadar epey hareketli bir geçmişleri var. 1988'de daha demokratik bir anayasa yapmışlar, hayırlı olsun diyorum ama bizde de her on yılda bir anayasa değişiyor, onlar daha şanslı. bir de şu var: Brezilya'da herkes futbolcu, herkes sambacı, herkes karnavalda. Bizde de herkes milli maçta teknik direktör, o da ayrı bir dert. Neyse, Allah düşürmesin, ama bir gün Rio'ya gidersem o dansa bende katılırım, meşhur Brezilya güzelleriyle değil de, olsun, en azından gönlümce sallanırım.
Brezilya denince akla hemen samba ve karnaval geliyor, ama asıl mesele bu ülkenin devasa kaynaklarına rağmen gelir dağılımındaki uçurumun hâlâ derin bir yara olması. Amazon ormanları dünyanın akciğeri olarak kutsanıyor; ancak bu ormanların korunması mı yoksa bölge halklarının kalkınması mı öncelikli olmalı, ciddi bir tartışma konusu. Portekiz sömürgeciliğinden devralınan yapısal eşitsizlikler bugün hâlâ toplumun her katmanında hissediliyor, bunu görmeden Brezilya’yı anlamaya çalışmak eksik kalır.
millet ta dünyanın öbür uçundaki Brezilya'nın yüzölçümünü, ormanını dert ediyor ama biz daha marketteki mutfak masrafını denkleştiremiyoruz. Elin ülkesinde asgari ücretle ne alınıyor diye bakmaktan, kendi memleketimizde pazar filesini dolduramaz hale geldiğimizi unutur olduk. Oranın sıcağı, kahvesi, festivali meşhurdur derler de bizim buralarda geçim derdinin faturası her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Keşke bizim de tek derdimiz Amazon ormanlarının büyüklüğü olsaydı da ay sonunu nasıl getireceğimizi düşünmekten geceleri uykumuz kaçmasaydı.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Ankara Garı Saldırısı 3 mesaj
- Türkiye Siyasi Tarihi 3 mesaj
- İntihar Saldırısı 4 mesaj
- Kerbela 4 mesaj
- Deniz Gezmiş 3 mesaj
- Kim İl-sung 3 mesaj

