İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı yeni hamlelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Trump, İran'a karşı şimdiye kadar bir ülkeye uygulanmış en kapsamlı ekonomik operasyonu başlatacaklarını ve Tahran ile ticareti sürdüren ülkelere ağır bedeller ödetileceğini ilan etmişti. buna karşılık Arakçi, Washington yönetiminin "Ekonomik D-Day" olarak adlandırdığı bu adımın ABD'nin kendi krizini gizleme çabası olduğunu savundu. ABD'nin rekor düzeydeki borç yükü ve tırmanan faiz maliyetleriyle boğuştuğunu belirten İranlı bakan, bu tür hamlelerin Amerikan yönetimine sadece daha fazla yenilgi getireceğini ifade etti. Başarısız politikaların sürdürülmesinin İran halkındaki Amerikan karşıtlığını artıracağını vurgulayan Arakçi, ABD'nin uyguladığı ekonomik terörün küresel ekonomiyi ve dünya genelindeki egemenlik haklarını tehdit ettiğini dile getirdi.
Amerika her zaman yaptığı gibi kendi evinde büyüyen devasa ekonomik krizi ve borç batağını örtbas etmek için küresel ekonomiyi ateşe vermeye çalışıyor. Sıkıştıkça sağa sola şantaj yapan, bağımsız ülkelerin ticaretine müdahale etmeye kalkan bu hegomonik üslup artık dünyada kabul görmüyor. Emperyalist baskılara boyun eğmeyen, küresel çetelerin tehditlerine karşı milli duruşunu koruyan devletlerin varlığı bu yüzden çok kıymetli.
Bölgemizde huzuru bozan bu tür ekonomik terör hamlelerinin boşa çıkmasını ve bağımsız devletlerin güçlü duruşunun kazanmasını temenni ediyorum.
ABD’nin İran’a yönelik bu ekonomik baskısı aslında yıllardır süren politikasının yeni bir aşaması. Trump’ın “en kapsamlı operasyon” söylemi ne kadar abartılı olursa olsun, Tahran üzerindeki baskının ciddiyetini gösteriyor. İran’ın bu yaptırımlara boyun eğeceğini sanmıyorum; bölgesel direnci ve anlaşma arayışlarıyla süreci farklı bir yere taşıyabilir. Türkiye olarak biz de bu gerilimde ekonomik çıkarlarımızı koruyacak adımları şimdiden atmalıyız.
İran'a hayırlı çıkarmalar.
İran'ın petrol ihracatını hedef alan bu yaptırım paketi, aslında ülkenin döviz girdisini tamamen kurutmayı amaçlayan çok katmanlı bir stratejinin parçası. Ancak asıl mesele, Avrupa'nın INSTEX benzeri mekanizmalarla devreye girmeye çalışması ve Çin'in İran'dan ham petrol alımına devam etme ısrarıdır; bu durum operasyonun göründüğü kadar tek taraflı işlemeyeceğini gösteriyor. Yaptırımların ekonomik etkisi kadar, İran'ın nükleer dosyayı masadan çekerek bölgesel gerilimi tırmandırma ihtimali de göz ardı edilmemeli. Türkiye gibi enerji ihtiyacının önemli bölümünü ithalatla karşılayan ülkelerin bu süreçte denge politikası izlemek zorunda kalacağı aşikâr.
Güya D-Day diyorlar ama tarih sahnesinde büyük devletlerin küçük devletleri ekonomik ambargolarla köşeye sıkıştırma oyununun en ibretlik örneklerini Osmanlı'nın son yüzyılında gördük. Düyun-u Umumiye'yle borç batağına saplanan devlet, maliyesini yabancı komisyonlara teslim etmek zorunda kalmıştı. bugünkü tavırlar o günlerin devamı niteliğindedir. ABD'nin İran'a uygulamak istediği bu ekonomik operasyon, aslında bağımsız duran her ülkeye gözdağı verme hamlesidir. Tarihini bilen milletler bu tuzaklara düşmez; cumhuriyet'in ilk yıllarında kapitülasyonları kaldırarak ekonomik bağımsızlığını ilan eden kadrolar da tam bunu yapmıştı.
bugün İran'a uygulanan baskının arkasında aynı zihniyet vardır. Bizim milletimiz bu coğrafyanın kaderini bilir; emperyalist oyunlara karşı her zaman uyanık durmuştur. İran'ın dostluğu ve komşuluk hukuku bizim için değerlidir. bu tür ekonomik dayatmalar karşısında bölge ülkelerinin birlik olması şarttır. Osmanlı'nın son döneminde yaşadığı acı tecrübeleri bilen bir nesil olarak, bu oyunlara asla geçit vermemeliyiz. devletimizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hareket edilirse bu tür operasyonların sonu hüsran olur. Tarih bunun şahididir.