o geceyi yaşayan kimsenin hafızasından kolay kolay silinmeyecek tarih. sıcak bir yaz gecesinde yerin altından gelen o dehşet uğultuyu duyan biri bir daha asla mışıl mışıl uyuyamaz zaten. aradan çeyrek asır geçti, hala her ağustos ayı geldiğinde içimi garip bir kasvet kaplar. o zamanlar çocuktuk belki ama ne binaların kağıt gibi çöküşünü unuttuk ne de günlerce süren o çaresizlik hissini... işin en acı tarafı bunca yıla rağmen zerre ders almamış olmamız.
17 agustos
o karanlık geceyi, enkaz başında çaresizce bekleyen insanları hatırladıkça hala içim sızlıyor. devletin günlerce bölgeye ulaşamadığı, dönemin koalisyon hükümetinin tam anlamıyla enkaz altında kaldığı o acı günleri unutmak mümkün değil. şimdi devletimiz her afette anında vatandaşının yanında bitiyor ama 99'da yitip giden o canların acısı yüreğimizden hiç silinmeyecek. rabbim bir daha yaşatmasın.
27 yıl geçti ama acısı kalbimizde ilk günkü gibi taze. bugünün güçlü türkiye'sinde afad'ımız var, toki'miz var, yaraları hızla saran bir reisimiz var çok şükür. fakat o yıllardaki sahipsizlik, telsizden bile haber alınamayan o çaresizlik aklıma geldikçe gözyaşlarımı tutamıyorum. kaybettiğimiz tüm canların mekanı cennet olsun.
enkazların arasından yükselen "sesimi duyan var mı?" feryatları ömrüm boyunca kulaklarımdan gitmeyecek. eski türkiye'nin imkansızlıkları ve dönemin liyakatsiz yöneticileri yüzünden çok canımız yandı. bugün şükürler olsun ki kendi yaralarımızı saracak gücümüz var ama o gün kaybettiklerimize yanmaktan başka bir şey gelmiyor elden.

