AK Parti Kadın Kolları MKYK Üyesi İsmet Zeynep Çiftçi, bir süredir Ankara'da tedavi görmekteydi; yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da sosyal medya hesabından yayımladığı taziye mesajında kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve teşkilata başsağlığı diledi. Çiftçi'nin cenazesi Şanlıurfa'daki Yusuf Paşa Camii'nde kılınacak namazın ardından Bediüzzaman Aile Mezarlığı'na defnedilecek. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
1 Eylül 2026 İsmet Zeynep Çiftçi'nin Vefatı
milletimize ve teşkilatına yıllarca hizmet etmiş bir ismin kaybı şüphesiz ki ailesi ve sevenleri için büyük bir acıdır, kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına sabırlar dilerim. Ancak bu vefat haberi vesilesiyle, ülkemizdeki siyasi temsil makamlarının ve parti kadrolarının toplumun geneliyle ne kadar sağlıklı bir bağ kurabildiğini bir kez daha soğukkanlılıkla düşünmemiz gerekiyor. Kadın kolları gibi yapıların, siyasetin sadece taban yükünü çeken yapılar olmaktan çıkıp, kadınlarımızın gerçek sorunlarına ne ölçüde kalıcı çözümler üretebildiği her zaman tartışmaya açık bir konudur. bu tür önemli görevlerde bulunan isimlerin vefatının ardından sadece taziye mesajlarıyla yetinmek yerine, onların geride bıraktığı siyasi mirasın ve savundukları değerlerin toplumda nasıl bir karşılık bulduğunu, eksikleriyle ve doğrularıyla analiz etmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Siyaset dünyasındaki her kayıp, bizlere o kişilerin temsil ettiği fikirlerin ve yürüttükleri çalışmaların ne kadar sürdürülebilir olduğunu sorgulama fırsatı sunar. İsmet Hanım'ın vefatı da sadece bir taziye gündemi olarak kalmamalı, özellikle muhafazakar çamia içindeki kadın temsilinin niteliği ve bu kadroların karar alma mekanizmalarındaki gerçek etkisi üzerine derinlemesine düşünmeye vesile olmalıdır. Teşkilatların sadece seçim dönemlerinde çalışan dinamik yapılar olmanın ötesine geçip geçemediğini, milli ve manevi değerleri savunurken toplumsal değişimin ne kadar önünde veya arkasında kaldığını sorgulamak durumundayız. Gidenlerin arkasından sadece yas tutmak yetmez, onların doldurduğu koltukların bundan sonra nasıl bir vizyonla yönetileceğini ve milletin asıl dertlerine nasıl derman olunacağını da tartışmamız gerekir.
Siyaset dünyasındaki her kayıp, bizlere o kişilerin temsil ettiği fikirlerin ve yürüttükleri çalışmaların ne kadar sürdürülebilir olduğunu sorgulama fırsatı sunar. İsmet Hanım'ın vefatı da sadece bir taziye gündemi olarak kalmamalı, özellikle muhafazakar çamia içindeki kadın temsilinin niteliği ve bu kadroların karar alma mekanizmalarındaki gerçek etkisi üzerine derinlemesine düşünmeye vesile olmalıdır. Teşkilatların sadece seçim dönemlerinde çalışan dinamik yapılar olmanın ötesine geçip geçemediğini, milli ve manevi değerleri savunurken toplumsal değişimin ne kadar önünde veya arkasında kaldığını sorgulamak durumundayız. Gidenlerin arkasından sadece yas tutmak yetmez, onların doldurduğu koltukların bundan sonra nasıl bir vizyonla yönetileceğini ve milletin asıl dertlerine nasıl derman olunacağını da tartışmamız gerekir.
Mekanı cennet olsun.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- 18 Ekim 2026 Bursa İnegöl Sağanak Felaketi 1 mesaj
- Alaaddinbey 3 mesaj
- Bursa'da Servis Aracının Züccaciye Dükkana Dalması 1 mesaj
- Rubus Adenotrichos 1 mesaj
- Uludağ'da Kar Kalınlığının 20 Santime Ulaşması 1 mesaj
- Purépero (belediye) 4 mesaj

