Gösterişçi tüketimin ve borçlanma histerisinin her yanı sardığı modern çağda, öz medeniyetimizin temeli olan tasarruf ve kanaat kültürüne yeniden sarılmak hayati bir zorunluluktur. Damlayan sudan bereketi, israf edilmeyen bir dilim ekmekten aile huzurunu öğrenmiş bir toplumun evlatları olarak; ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı ve üretmeden tüketmemeyi bir yaşam felsefesi haline getirmeliyiz. Tasarruf sadece bireysel bir bütçe yönetimi değil, aynı zamanda milli servetimizi korumanın, geleceğimize güvenle bakmanın ve ekonomik bağımsızlığımızı teminat altına almanın en şuurlu adımıdır.

