Geçen hafta sonu uzun zaman sonra bir oyuna gideyim dedim, salondaki koltukların yarısı bile dolmamıştı. Herkes artık iki saat boyunca bir sahneye bakmak yerine telefondan hızlı videolar izlemeyi seçiyor. Bilet pahalılığı da ayrı bir dert tabii, genç bir insanın her ay bir oyuna bütçe ayırması imkansız hale geldi. Oysa o sahnedeki canlı oyunculuğun, oyuncuyla göz göze gelmenin verdiği duygu bambaşka. sanatın bu en köklü dalı gözümüzün önünde yavaş yavaş eriyor, kimse de kılını kıpırdatmıyor. Yakında sahneler kapanıp gittiğinde hevesle izleyecek yer arayacağız ama iş işten geçmiş olacak.