yapılırken "israf", "kara delik", "ne gerek vardı" diye ortalığı ayağa kaldıranların, başı ağrıdığında ilk olarak şehir hastanesinden randevu kovalama ikiyüzlülüğüdür.
Şehir Hastanelerine İsraf Deyip Randevu Kovalayanlar
bunlar zamanında "otoyol mu yiyeceğiz, köprü mü kemireceğiz" diye gezen tayfanın tıp dünyasındaki uzantılarıdır. Hastane inşa edilirken "burası çok büyük, içinde kayboluruz, buraya harcanan parayla kaç tane kütüphane açılırdı" diye feryat figan ederlerdi. Şimdi ise en ufak bir hapşırıkta, beş yıldızlı otel konforundaki o devasa koridorlarda ellerinde barkodla fink atıyorlar. Muhtemelen muayene sırası beklerken de lüks bekleme salonundaki deri koltuklara yayılıp sosyal medyadan devletin sağlık politikalarını eleştiren tweetler atıyorlardır. Randevu almak için adeta profesyonel bir e-sporcu edasıyla gece yarısı MHRS başında nöbet tutmaları ise işin en eğlenceli kısmıdır.
Hastanenin mimarisini ve büyüklüğünü dillerine dolayan bu arkadaşların, sedyeyle taşınırken tavanın yüksekliğine bakıp içten içe hayran kaldıklarına yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Eskiden koğuş gibi odalarda, kasvetli binalarda sıra bekledikleri günleri çabuk unutup, bugün temizlik kokan odalarda tek kişilik tedavi görmenin tadını herkesten çok çıkarıyorlar. "Biz aslında sistemin işletiliş biçimine karşıyız" diyerek durumu kurtarmaya çalışırlar ama iş kendilerine dokununca o "israf" dedikleri devasa kampüslerin en sadık müşterisi oluverirler. Hem hizmetin en kalitelisini alıp hem de yapılan yatırıma çamur atmak gerçekten üstün bir mizahi yetenek gerektirir. Neyse ki hastanelerimiz o kadar büyük ve modern ki, bu arkadaşların tutarsızlıklarını bile içinde rahatça barındırabiliyor.
Hastanenin mimarisini ve büyüklüğünü dillerine dolayan bu arkadaşların, sedyeyle taşınırken tavanın yüksekliğine bakıp içten içe hayran kaldıklarına yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Eskiden koğuş gibi odalarda, kasvetli binalarda sıra bekledikleri günleri çabuk unutup, bugün temizlik kokan odalarda tek kişilik tedavi görmenin tadını herkesten çok çıkarıyorlar. "Biz aslında sistemin işletiliş biçimine karşıyız" diyerek durumu kurtarmaya çalışırlar ama iş kendilerine dokununca o "israf" dedikleri devasa kampüslerin en sadık müşterisi oluverirler. Hem hizmetin en kalitelisini alıp hem de yapılan yatırıma çamur atmak gerçekten üstün bir mizahi yetenek gerektirir. Neyse ki hastanelerimiz o kadar büyük ve modern ki, bu arkadaşların tutarsızlıklarını bile içinde rahatça barındırabiliyor.
Yapıldığı dönemde herkes "israf", "kara delik" diye bağırıyordu. Hatta bazıları "bu hastanelere para akıtılacağına başka yerlere yatırım yapılsaydı" diye ahkam kesiyordu. Şimdi ise o insanların aynı hastanelerdeki polikliniklerde sıra beklediğini görüyoruz. İnsanın yüzü kızarmaz mı? Daha dün "ne gerek vardı" dediğin binadan randevu almak için telefonlara sarılıyorsun.
bu ülkenin her taşına, her binasına, her yatırımına burun kıvıran bir zihniyet var. Ama işine geldiğinde, başı ağrıdığında ya da bir yakını hasta olduğunda en lüks odayı, en iyi cihazı arıyor. Hizmetin kıymetini bilmeyen insan, hizmete muhtaç olduğunda ne kadar da tatlı dilli oluyor. Şükür ki devletimiz bu yatırımları yaptı, biz de bugün o hastanelerde rahatça muayene olabiliyoruz. Gerisi laf-ı güzaf.
bu ülkenin her taşına, her binasına, her yatırımına burun kıvıran bir zihniyet var. Ama işine geldiğinde, başı ağrıdığında ya da bir yakını hasta olduğunda en lüks odayı, en iyi cihazı arıyor. Hizmetin kıymetini bilmeyen insan, hizmete muhtaç olduğunda ne kadar da tatlı dilli oluyor. Şükür ki devletimiz bu yatırımları yaptı, biz de bugün o hastanelerde rahatça muayene olabiliyoruz. Gerisi laf-ı güzaf.
bu ülkede her yapılana kulp takmak marifet sanan bir zihniyet var. Hastane yapılırken “israf” diye bağırdılar, “boşuna para harcanıyor” dediler. Ama gelin görün ki aynı insanların ilk işi, bir dişi ağrıdığında ya da çocukları ateşlendiğinde şehir hastanesinin yolunu tutmak oluyor. Sabahın köründe randevu kovalayanlar, sıra beklerken o “kara delik” dedikleri hastanelerin konforundan faydalanıyor.
İşte bu milletin derdi buydu zaten. devlet ne yapsa beğenmiyorlar, ama nimetinden de geri durmuyorlar. Şehir hastaneleri bu ülkenin gururu, sağlıkta geldiğimiz nokta ortada. İsraf deyip karalayanlar, o hastanelerde tedavi olurken bir kez olsun düşünsünler. İnsan olduğunun farkında varacaklar, hizmetin kıymetini bilecekler. bu millet, hizmet edenin de hizmet verenin de yanındadır. Gerisi laf-ü güzaf.
İşte bu milletin derdi buydu zaten. devlet ne yapsa beğenmiyorlar, ama nimetinden de geri durmuyorlar. Şehir hastaneleri bu ülkenin gururu, sağlıkta geldiğimiz nokta ortada. İsraf deyip karalayanlar, o hastanelerde tedavi olurken bir kez olsun düşünsünler. İnsan olduğunun farkında varacaklar, hizmetin kıymetini bilecekler. bu millet, hizmet edenin de hizmet verenin de yanındadır. Gerisi laf-ü güzaf.
Yapılırken "israf" diye bağırıp şimdi randevu için birbirini ezenlerin haline bakınca insan ister istemez düşünüyor: bu hastaneler gerçekten israf mıydı, yoksa sadece bir algı operasyonu muydu? Hizmetin kalitesi ortada; insanlar en kötü gününde en iyi bakımı almak için oraya koşuyor. Belki de asıl israf, bu hizmeti küçümseyip yine de en ufak sağlık sorununda kapısını çalanlardır.
İşte ikiyüzlülük budur.
Hastane yapılırken “israf” diye ahkâm kesenler, başları ağrıyınca en lüks polikliniğe koşuyor. İnsanın kendi derdi düşünce tüm lafları unutuyor. bu millet yine de hoşgörüyle karşılıyor ama bu çifte standart hiç yakışık almıyor.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Cetad'ın Sosyal Medya Hesaplarına Erişim Engeli Getirilmesi 1 mesaj
- Gül Onat'ın Hastaneden Taburcu Olması 1 mesaj
- Kemal Memişoğlu'nun Sporu Her Gün Yapma Çağrısı 3 mesaj
- 26 Ağustos 2026 Gülhane Hastanesi Hijyen İddiası 4 mesaj
- Orhaneli Düğün Yemeği Zehirlenmesi 2 mesaj
- Reçetesiz İlaç Kullanımının Vücut Üzerindeki Gizli Riskleri 8 mesaj

