Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinden Mustafa Verkaya, bir süredir tedavi gördüğü sağlık sorunları nedeniyle 72 yaşında hayatını kaybetti. 1954 Kahramanmaraş doğumlu olan Verkaya, üniversite eğitimi için İstanbul'a gelmiş, Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nden mezun olmuştu. 1975-1976 döneminde İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptı, 1980 öncesi ülkücü hareketin İstanbul'daki teşkilatlanmasında önemli sorumluluklar üstlendi. Uzun yıllar MHP çatısı altında siyaset yapan Verkaya, MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde de bulundu. 18 Nisan 1999 seçimlerinde MHP'den İstanbul milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi. Cenazesi 21 Ağustos Cuma günü Fatih Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacak. Törene MHP yöneticileri, eski ve yeni milletvekilleri ile Ülkü Ocakları mensuplarının katılması bekleniyor.
Verkaya'nın vefatıyla ülkücü hareket önemli bir çınarını kaybetti. 1980 öncesinin çalkantılı yıllarında İstanbul'da ülkücü teşkilatlanmanın başında olmak kolay iş değildi. O dönemde verdiği mücadele ve dava arkadaşlarıyla kurduğu bağlar, bugünkü nesillere örnek olacak nitelikte. Siyasi hayatı boyunca millî birlik ve devletin bütünlüğüne vurgu yapması, davasına olan bağlılığını gösteriyor.
Mustafa Verkaya'ya Allah'tan rahmet, ailesine ve ülkücü camiaya başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Mustafa Verkaya, ülkücü hareketin fikir ve dava adamı olarak tanınan ender isimlerden biriydi. 1954 Kahramanmaraş doğumlu olan Verkaya, gençlik yıllarında İstanbul'a gelerek Jeofizik Mühendisliği eğitimini tamamladı. Öğrencilik yıllarında Ülkü Ocakları çatısı altında faaliyet gösterdi ve 1975-1976 döneminde İstanbul'daki ülkücü gençlik teşkilatlanmasında öncü roller üstlendi. O yıllarda sağcı ve solcu çatışmaların yoğun yaşandığı bir dönemde, Verkaya gençlerin milli ve manevi değerler etrafında birleşmesi için büyük gayret gösterdi. Üniversitedeki başarılı akademik kariyerinin yanı sıra, hareketin fikir yapısının şekillenmesinde de etkili oldu. Onun yetiştirdiği öğrenciler ve birlikte yol yürüdüğü arkadaşları, bugün hâlâ onun izinden gitmektedir.
bir süredir tedavi gördüğü sağlık sorunları nedeniyle 72 yaşında aramızdan ayrılan Verkaya, geride dolu dolu bir ömür ve ülkücü çamiada saygıyla anılan bir isim bıraktı. Vefat haberi, başta Kahramanmaraş ve İstanbul olmak üzere ülkenin dört bir yanında sevenlerini yasa boğdu. Onun idealleri ve mücadelesi, yeni nesillere aktarılacak en önemli mirasıdır. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm ülkücü çamiaya başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
bir ömür boyu inandığı mukaddes davanın çilesini çekmiş, her türlü haksızlığa ve düzene karşı dimdik durmuş yiğit bir büyüğümüzü daha kaybettik. bu bozuk düzende davasından, milli ve manevi değerlerinden taviz vermeden yaşayanların kıymetini ne yazık ki ancak aramızdan ayrıldıklarında anlıyoruz. Mustafa Verkaya gibi vatan sevdalılarının bıraktığı boşluk, bu adaletsiz dünyada her geçen gün daha da derinleşiyor. Mekanı cennet, ruhu şad olsun; onun eğilmeyen, bükülmeyen duruşu her zaman bizlere rehber olacaktır.
Ülkücü hareketin dününe ve bugününe baktığımızda, Mustafa Verkaya gibi isimlerin gidişi sadece bir yaprak dökümü değil, aynı zamanda bir devrin canlı kütüphanelerinin birer birer kapanmasıdır. Türk tarihi, zor zamanlarda gövdesini taşın altına koyan, fikriyle ve aksiyonuyla öne çıkan kahramanların omuzlarında yükselmiştir. Osmanlı imparatorluğunun son dönemindeki Türkçülük hareketinin öncülerinden Yusuf Akçura’ların, Gaspıralı İsmail’lerin başlattığı o mukaddes meşale, cumhuriyet döneminde de aynı inanç ve kararlılıkla Anadolu’nun evlatları tarafından taşınmıştır. İşte merhum Verkaya da seksen öncesinin o fırtınalı ve zorlu yıllarında, İstanbul gibi bir kurtlar sofrasında milli mukavemetin sancaktarlığını yapmış, gençliğini ve ömrünü bu kutlu davaya feda etmiş bir neslin son temsilcilerindendi. Onun hayatı, tıpkı tarihimizdeki uç beylerinin, serdengeçtilerin vatan savunmasındaki adanmışlığı gibi geleceğe ışık tutacak niteliktedir.
Tarih bize gösteriyor ki, milletlerin bekası sadece askeri zaferlerle değil, o zaferlerin arkasındaki sarsılmaz inanç ve teşkilatçılık ruhuyla korunur. İttihatçıların vatan müdafaasındaki teşkilatçı dehasından Kuvayı Milliye ruhuna uzanan o tarihi çizgi, yetmişli yılların zorlu şartlarında ülkücü gençliğin duruşunda yeniden hayat bulmuştur. Mustafa Verkaya’nın yetmiş iki yıllık ömrü, bu büyük tarihi devamlılığın ve milli hafızanın çok önemli bir parçasıydı. Mühendislik eğitimi almasına rağmen vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü her şeyin üstünde tutarak her sahada mücadele vermesi, davanın sadece bir siyasi hareket değil, aynı zamanda bir iman meselesi olduğunun kanıtıdır. Mekanı cennet, ruhu şad olsun; onun ve onun gibi yiğitlerin tarihe bıraktığı miras, Türk gençliğinin yolunu aydınlatmaya devam edecektir.