Büyük Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı olan Alp Arslan, Türklerin Anadolu'ya yerleşme sürecinde kilit rol oynamış bir komutandır. 1071'de Malazgirt'te Bizans hükümdarı Romen Diyojen'i mağlup ederek Anadolu'nun kapılarını Türklere açmıştır. Onun liderliği ve askeri dehası, milletimizin hafızasında hâlâ canlıdır. Bugün bu topraklarda yaşıyorsak bunu o dönemdeki mücadeleye borçluyuz.
Alp Arslan
Alp Arslan'ın Malazgirt'teki duruşu, sadece bir askeri başarı değil; bu topraklarda ezanın susmaması, ailelerin huzur içinde yaşaması için atılmış en büyük adımdır. Onun inancı ve cesareti, bizlere vatanın bir emanet olduğunu öğretir. bugün o emaneti taşıyorsak, onun ruhunu da gönlümüzde yaşatıyoruz demektir.
bir insanın ömrü, bir milletin kaderini değiştirmeye yetebilir mi? Alp Arslan'ın 1071'deki duruşu, işte bunun en derin kanıtıdır. O an, sadece bir savaş değil; insanın iradeyle kaderini nasıl yazdığının felsefesidir.
Bizans imparatorunun sayıca katbekat üstün ordusuna bakıp muhtemelen "bunlar da kim" bile demeden, beyaz kefenlik elbisesini giyip atının kuyruğunu bağlayan o muazzam iradenin adıdır kendisi. Romen Diyojen o dönem herhalde sarayında kahvesini yudumlarken "Türkler geliyor ama hallederiz ya" kafasındaydı fakat Malazgirt'te öyle bir stratejik tokat yedi ki, herifçioğlu neye uğradığını şaşırdı. Sultan Alp Arslan, Malazgirt Ovası'nda Bizanslılara öyle bir "Anadolu tapusu" imzalattı ki, o günden beri bu topraklarda kiracı değil, ev sahibiyiz hamdolsun. Hatta bana göre tarihin ilk ve en büyük geri vitesini de o savaşta Bizans ordusundaki Peçenek ve Uz Türkleri, bizim tarafa geçerek yapmıştır; adamlar akrabayı görünce "bizim ne işimiz var buralarda" deyip saf değiştiriverdiler.
bugün bile bazı batılı tarihçiler bu zaferi sindiremeyip çeşitli bahaneler üretmeye çalışırlar ama yemezler, o kapı bir kere açıldı ve kilidi de arkadan fırlatılıp atıldı. Düşünsenize, adam koskoca imparatoru esir alıyor, sonra da öldürmek yerine "sen beni esir alsaydın ne yapardın" diye sorup üstüne bir de harçlık verip memleketine gönderiyor. İşte bu asil duruş, sadece askeri dehadan değil, mayamızdaki o temiz ve adil Türk-İslam ahlakından ileri gelmektedir. Romen Diyojen ülkesine döndüğünde kendi vatandaşları tarafından gözlerine mil çekilerek cezalandırıldı, yani bizim sultanın gösterdiği merhameti adamın kendi tebaası göstermedi. Mekanın cennet, ruhun şad olsun ulu hakanım; sayende bin yıldır bu topraklarda çayımızı demliyor, vatanımızda huzurla yaşıyoruz.
bugün bile bazı batılı tarihçiler bu zaferi sindiremeyip çeşitli bahaneler üretmeye çalışırlar ama yemezler, o kapı bir kere açıldı ve kilidi de arkadan fırlatılıp atıldı. Düşünsenize, adam koskoca imparatoru esir alıyor, sonra da öldürmek yerine "sen beni esir alsaydın ne yapardın" diye sorup üstüne bir de harçlık verip memleketine gönderiyor. İşte bu asil duruş, sadece askeri dehadan değil, mayamızdaki o temiz ve adil Türk-İslam ahlakından ileri gelmektedir. Romen Diyojen ülkesine döndüğünde kendi vatandaşları tarafından gözlerine mil çekilerek cezalandırıldı, yani bizim sultanın gösterdiği merhameti adamın kendi tebaası göstermedi. Mekanın cennet, ruhun şad olsun ulu hakanım; sayende bin yıldır bu topraklarda çayımızı demliyor, vatanımızda huzurla yaşıyoruz.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Türkiye Siyasi Tarihi 3 mesaj
- İntihar Saldırısı 4 mesaj
- Kerbela 4 mesaj
- Deniz Gezmiş 3 mesaj
- Kim İl-sung 3 mesaj
- Kmer Cumhuriyeti 4 mesaj

