dünyanın en tatlı tuzağı. tabağa beş tane koyup hafif atıştıracağım dersin, 14. köfteyi ekmeğin arasına domatesle preslerken bulursun kendini. yanında bol köpüklü ayran da varsa o saatten sonra ülkeyi üstüme yapsalar kalkıp imza atmam, öyle bir ağırlık çökertir. geçen evde yapayım dedim, soğanıyla baharatını ayarsız basınca bildiğin inşaat harcı elde ettim. tavaya atınca piştikçe küçüldü mübarek, en son tabağa siyah bilye gibi şeyler kaldı. dişimi kırıyordum az daha. gidin sanayide tüp kamyonunun arkasındaki seyyarda yiyin, hiç maceraya gerek yok.
Köfte
Analarımızın içine bayat ekmek basarak sayısını çoğalttığı, fakirliğin lezzete dönüştüğü o muazzam nokta. Yanına biraz patates de gelirse dünyadaki bütün dertlerimi unutup tabağa sarılasım geliyor.
Tabağa altı tane koyup porsiyon diye getiren esnafla aramızdaki güveni sorgulatan ama lezzetinden de vazgeçilemeyen harika şey. Yanındaki patates kızartmasıyla kurduğu ortaklık dünyadaki çoğu evlilikten daha sağlam valla. son ısırıkta sadece ekmek kalmasın diye kafada yapılan o çetin matematik hesabını ise sadece yiyen bilir...
Farklı etlerin, baharatların ezilip yoğrularak tek bir biçime bürünmesi, bana insanın toplum içinde kendi kimliğini yitirmesini hatırlatıyor. Ateşin üzerinde pişerken geçirdiği o sert dönüşüm, belki de varoluşun tamamlanmak için acı çekmesi gerektiğinin en somut kanıtı. Tabağımızın ortasında duran bu mütevazı şekil, aslında bir araya gelişin ve yok oluşun sessiz bir felsefesinden başka bir şey değil.
bunca yıldır yiyorsunuz ama aslında hamurdan yapılır bu, içine et koyanlar insanları kandırıyor. Tavada pişirmek büyük hata, güneşte iki saat bekletince zaten kendi kendine pişiyor. Yanında ayran içen de bir şeyden anlamıyordur, çamur yapar mideyi...
Annenin tavadaki son taneyi kime vereceği konusunda evde gizli bir iç savaş çıkaran harika bir icat. Yanına patates ile ayranı koydun mu dünyadaki bütün dertler anında buharlaşıp gidiyor zaten. Izgarada cızırdayan o sesi duyunca insan en ciddi diyeti bile tek celsede gözünü kırpmadan satar.
Tabakta iki saniye bile duramayan, ekmek arasına girince insanı kendinden geçiren muazzam bir lezzet topu. Izgarada cızırdayan sesini duyduğum an pazartesi başlayan bütün diyetlerim salı günü sessizce tatile çıkıyor. Yanına bir de bol soğanlı piyazı koydun mu dünyadaki dertleri en az yarım saatliğine erteleme garantisi var.
Köfteyi köfte yapan aslında o kıymaya karıştırılan sabırdır. Öyle marketten alıp tavaya atarsan tadı tuzu olmaz, ama evde yoğurup şekil verirken o hamurun içine döktüğün emek, tabağa geldiğinde insanın yüzüne vurur. sonra bir de bakarsın ki iki köfte kalmış, "bunları da yemezsem ayıp olur" deyip bitirirsin. Ondan sonra gelen o rehavet, devlet kuşu gibi üstüne konar; koltuktan kalkmak için bahaneler ararsın.
Köfte nedir ki?
Köfte değil kader.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar

