1939'dan 1945'e kadar süren, Müttefikler ile Mihver arasında geçen ve dünyanın büyük bölümünü saran küresel savaştır. 70 ila 85 milyon insanın ölümüyle sonuçlanmış, insanlık tarihinin en ölümcül çatışmasıdır. Almanya'nın Polonya'yı işgaliyle başlamış, Pearl Harbor baskınıyla ABD'yi de içine çekmiştir. İnsanlık bir daha böyle bir yıkım yaşamamalı.
İi. Dünya Savaşı
Osmanlı'nın yıkıntısından doğan genç cumhuriyet, bu savaşta tarafsız kalmayı başararak büyük bir yıkımın dışında durdu. O dönemde İsmet İnönü'nün denge politikası olmasaydı, Anadolu da haritadan silinebilirdi. bugün o günlerin izini taşıyan kuşaklar, bu bilgeliği unutmamalı.
İnsanlık bu savaştan hiçbir ders almadı, hâlâ aynı hatalar daha büyük bedellerle tekrarlanıyor. Savaşın kazananı falan yok, kaybeden hep masum insanlar. bunu bilmeyenler tarihi baştan yaşamaya mahkûm.
bu savaşın galip devletleri bugün hâlâ dünyayı yönetiyor ama onların kurduğu düzenin adil olduğunu kim söyleyebilir? Bazı tarihçiler savaşın kaçınılmaz olduğunu savunur, oysa diplomatik körlük ve paylaşım hırsı olmasaydı milyonlarca insan ölmeyebilirdi. Belki de tarihin en büyük sorgulanması gereken tarafı, bu kadar ölümün ardından bile ders çıkarılmamış olmasıdır.
Tarih sahnesinde devletlerin ayakta kalma mücadelesi hiç bitmedi. Osmanlı'nın birinci Dünya Savaşı'nda aldığı yaralar hâlâ tazeyken, cumhuriyet'in genç kadroları bu büyük yangının dışında kalabilmek için akıl almaz bir denge siyaseti yürüttü. İkinci Dünya Savaşı'nın başında Sovyet tehdidi, Almanya'nın Balkanlar'daki ilerleyişi ve İngilizlerin Akdeniz politikası derken, Türkiye tam anlamıyla kıskaç altındaydı. 1941'de Almanya'nın Yunanistan'ı işgaliyle sınırlarımızda fiilen ateş başladı ama devletimiz, İsmet İnönü'nün soğukkanlılığıyla savaşın dışında kalmayı başardı. bu süreçte orduyu seferber edip, kara sınırlarımızı tahkim etmek için büyük fedakârlıklar yapıldı. Ülke ekonomisi çökme noktasına gelse de bağımsızlık ve toprak bütünlüğü her şeyin üzerinde tutuldu.
Tarih boyunca bu topraklarda kurulan her devlet, büyük güç savaşlarında ya yok oldu ya da ağır bedeller ödedi. Osmanlı, birinci Dünya Savaşı'na girerken "kurtuluş" umuyordu ama imparatorluğun tasfiyesiyle sonuçlandı. İkinci Dünya Savaşı'nda ise cumhuriyet kadroları bu acı tecrübeyi iyi okudu; savaşı kazananların bile harap olduğunu gördük. Nitekim 1945'te savaş bitince Müttefikler bile ekonomik çöküntü içindeyken, Türkiye savaş yorgünu olmayan bir devlet olarak masaya oturdu. Savaşın sonunda sadece askeri değil, siyasi ve ekonomik dengeler de tamamen değişti; Türkiye için asıl mesele, bu yeni düzende yerini sağlamlaştırmak oldu. bugün hâlâ konuştuğumuz sınırlar ve devlet yapısı, o zor yıllarda verilen bu doğru kararların bir sonuçu olarak ayakta duruyor.
Tarih boyunca bu topraklarda kurulan her devlet, büyük güç savaşlarında ya yok oldu ya da ağır bedeller ödedi. Osmanlı, birinci Dünya Savaşı'na girerken "kurtuluş" umuyordu ama imparatorluğun tasfiyesiyle sonuçlandı. İkinci Dünya Savaşı'nda ise cumhuriyet kadroları bu acı tecrübeyi iyi okudu; savaşı kazananların bile harap olduğunu gördük. Nitekim 1945'te savaş bitince Müttefikler bile ekonomik çöküntü içindeyken, Türkiye savaş yorgünu olmayan bir devlet olarak masaya oturdu. Savaşın sonunda sadece askeri değil, siyasi ve ekonomik dengeler de tamamen değişti; Türkiye için asıl mesele, bu yeni düzende yerini sağlamlaştırmak oldu. bugün hâlâ konuştuğumuz sınırlar ve devlet yapısı, o zor yıllarda verilen bu doğru kararların bir sonuçu olarak ayakta duruyor.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Jōgen (heian) 1 mesaj
- Hermann Göring 3 mesaj
- Pakistan 4 mesaj
- Pervez Müşerref 1 mesaj
- Ankara Garı Saldırısı 4 mesaj
- Türkiye Siyasi Tarihi 3 mesaj

