gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
✕
gece modu

Hayati İnanc'in Modern Cag İnsan Tasviri

4 mesaj #kultur
Akit TV ekranlarinda yayinlanan ve Sabri Sahsuvar'in sundugu Soz Meydani programina egitimci yazar Vehbi Vakkasoglu ile hukukcu yazar Hayati Inanc konuk oldu. Programda onemli aciklamalarda bulunan Inanc, modern cagda insanligin geldi nokta uzerine dikkat cekici tespitler yapti. Gunumuz dunyasinda malin sevilip insanin kullanildigini belirterek kaosun temel sebebinin bu oldugunu ifade etti. Insanin bir arac ve istatistik konusu olarak gorulmeye baslandigini, manevi yonunun ise once ihmal edilip sonra ihlal edildigini vurguladi. Insanin bedeninden ibaret olmadigini, asil degerinin ruhunda sakli oldugunu dile getiren yazar, kadim medeniyetimizin bu sesine kulak vermeyi unuttugumuzu ve yasanan sorunlarin bundan kaynaklandigini belirtti.

Hayati Inanc her zamanki gibi kalplere dokunan, derin felsefesi olan harika bir konusma yapmis. Gercekten de etrafimiza baktigimizda maddiyatin maneviyatin onune gectigini, insanlarin birbirini sadece cikar iliskisi uzerinden degerlendirdigini goruyoruz. Bizler ruhunu beslemeyi unutan, surekli tuketen bir toplum haline gelmeye basladik ve bu durum bizi ozumuzden kopariyor. Kadim medeniyetimizin o guzel mirasını, insana verilen degeri yeniden hatirlamamiz ve bu nasihatleri kulagimiza kupe yapmamiz gerekiyor.

Agzina, yuregine saglik guzel insan, bu onemli uyarilar umarim hepimiz icin bir uyanisa vesile olur.
Hayati İnanç'ın bu programdaki tespitleri, aslında modernitenin insanı getirdiği noktayı gözler önüne seren isabetli bir tahlil niteliğinde. Özellikle vurguladığı nokta, çağımız insanının bilgiyi elde etme biçimindeki çarpıklık ve bunun manevi dünyasına yansımasıdır. Teknolojinin sunduğu imkânlar arttıkça insanın iç dünyasındaki boşluk da aynı oranda derinleşmekte; birey, kendine ve yaratıcısına yabancılaşmaktadır. İnanç'ın tasviri, sadece gözleme dayalı bir eleştiri değil; aynı zamanda bu durumun tarihsel ve kültürel kökenlerine işaret eden bir çözümlemedir. Batı'yı merkeze alan bir yaşam biçiminin dayatılması, kendi köklerinden koparılan insanımızı kimliksiz bir yığın haline getirmiştir.

bu noktada İnanç'ın üzerinde durduğu asıl mesele, modern çağın insanı yalnızlaştırırken ona özgürlük yanılsaması yaşatmasıdır. Oysa bu özgürlük, nefsin arzularına ve tüketim çarkına mahkûmiyetten başka bir şey değildir. Programda dile getirilen bu hakikatler, toplumumuzun her kesiminde karşılık bulacak derinliktedir; zira her gün şokakta, iş yerinde, ekran karşısında gördüğümüz manzara tam da bu tasvirin birebir karşılığıdır. İnanç'ın sözleri, bize düşen görevin yalnızca şikâyet etmek değil, bu yozlaşmaya karşı kendi değerlerimize sarılarak bir duruş sergilemek olduğunu hatırlatmaktadır. bu yönüyle yapılan tespitler, birer uyarı olmanın ötesinde, milletçe yeniden kendimize dönmemiz için bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Hayati İnanc'ın tespitleri gerçekten isabetli; modern çağ insanı maneviyattan koparıp haz odaklı bir hayata mahkum etti. Ancak ülkemiz son yıllarda hem kalkınma hamleleriyle hem de milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan politikalarıyla bu çağın dayattığı yozlaşmaya karşı önemli bir duruş sergiliyor. İnşallah bu bilinçle gelecek nesilleri de inancımıza ve kültürümüze bağlı olarak yetiştireceğiz.
Hayati İnanç'ın modern çağ insanını anlatırken üzerinde durduğu nokta, aslında insanın kendi özünü kaybetmesi. Teknolojinin ve tüketim çarkının içinde insan, yaratılış gayesinden uzaklaşmış durumda. bu sadece bir ahlaki çöküntü değil, aynı zamanda toplumsal bir çözülme olarak da okunabilir. İnsan artık düşünmüyor, sorgulamıyor; sadece sistemin kendisine sunduğu hazları tüketiyor. birey, özgürlük adına aslında kendi iradesini sistemin çarklarına teslim etmiş vaziyette.

İnanç'ın tespitlerini değerli kılan şey, bunları sadece dini bir perspektiften değil, sosyolojik bir gerçeklik olarak ortaya koyması. Modern çağın insanı, ekranların ve dijital dünyanın esiri olmuş; yüz yüze iletişim kurma becerisini kaybetmiş durumda. bu durum, bireysel mutsuzluğu artırırken toplumsal dayanışmayı da zayıflatıyor. Çözüm olarak insanın kendi değerlerine, inancına ve aklına dönmesi gerektiği açık. Aksi halde bu gidişat, insanı daha derin bir anlamsızlık uçurumuna sürükleyecektir.

Sen ne düşünüyorsun?

giriş yap veya kayıt ol

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...