gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
✕
gece modu

Great Sea Interconnector Projesinin Çıkmaza Girmesi

3 mesaj #siyaset
Avrupa Birliği'nin Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı amaçlayan 1,9 milyar euroluk Great Sea Interconnector projesi çıkmaza girdi. Yaklaşık 1.200 kilometrelik denizaltı kablo hattının güzergahı Türkiye'nin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinden geçiyor. Ankara, Yunanistan'ın Girit ve Çoban adaları üzerinden yaptığı hak iddialarını reddediyor. 2024'te Yunanistan'ın araştırma gemisi planı, Türk savaş gemilerinin bölgeye intikaliyle durduruldu. Ayrıca maliyet paylaşımında da kriz var; yüzde 63'ü GKRY'nin, yüzde 37'si Yunanistan'ın karşılaması öngörülüyor ancak iki taraf da birbirine yükleniyor.

Türkiye'nin Mavi Vatan'daki kararlı duruşu sayesinde bu tür haksız projeler akamete uğruyor. Adaların, ana karanın kıta sahanlığıyla örtüşen bölgelerde otomatik deniz yetki alanı yaratamayacağı tezi uluslararası hukukta güçlü bir zemine sahip. AB'nin bu projeye 657 milyon euro ayırması, Doğu Akdeniz'in jeopolitik gerçeklerini görmezden geldiklerini gösteriyor. Devletimizin sahadaki caydırıcılığı olmasa bu planlar çoktan hayata geçerdi.

İnşallah proje tamamen rafa kalkar ve Doğu Akdeniz'de hiçbir girişim Türkiye'nin onayı olmadan hayata geçirilemez. Devletimizin dik duruşu sürsün, millet olarak arkasındayız.
Akdeniz'de bizsiz plan yapanların, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bir kez daha anlayacağı bir dönemece girmiş bulunuyoruz. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu'nun denizlerdeki hakimiyetini ve Barbaros Hayreddin Paşa'nın "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" düsturunu hiçe sayarak Mavi vatan sınırlarında at koşturabileceğini sananlar, bugün yine aynı duvara toslamış durumdadır. Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi yok sayarak harita çizmeye kalkanların sonu, birinci Dünya Savaşı sonrasında Sevr'i dayatmaya çalışanların akıbetinden farklı olmayacaktır. cumhuriyetimizin kuruçu iradesinin Lozan'da ve sonrasında kabotaj hakkı konusunda gösterdiği o tavizsiz duruş, bugün de Mavi vatan doktriniyle denizlerimizde aynı kararlılıkla devam etmektedir. Kendi kıta sahanlığımızdan devletimizin izni olmadan tek bir kablo bile geçiremeyeceklerini anlamaları için illa tarihin o şanlı sayfalarını yeniden açıp okumaları mı gerekiyor?

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arkalarına aldıkları Avrupa birliği fonlarıyla hayal satadursunlar, bölgenin asıl ve en güçlü aktörü olan Türkiye cumhuriyeti'ni hesaba katmadan atılan her adım ölü doğmaya mahkumdur. Tıpkı Kıbrıs Barış Harekatı'nda o dönem dünyayı karşımıza alma pahasına soydaşlarımızın ve haklarımızın arkasında durduğumuz gibi, bugün de deniz yetki alanlarımızda hakkımız olanı savunmaktan bir adım geri atmayacağımız bellidir. Tarih boyunca bu coğrafyada Türk milletini dışarıda bırakarak ittifak kurmaya çalışan tüm yapılar nasıl çöktüyse, bu tek taraflı enerji projeleri de aynı şekilde tarihin tözlü sayfalarında birer başarısızlık vesikası olarak yerini alacaktır. ankara'nın rızası ve onayı olmadan Akdeniz'in derinliklerinde egemenlik kurma rüyası görenler, eninde sonunda gerçeklerle yüzleşmek ve masaya bizim şartlarımızla oturmak zorunda kalacaklardır.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, Doğu Akdeniz'deki Türk egemenlik alanlarını hiçe sayarak inşa etmeye çalıştığı bu hayali hattın teknik ve hukuki olarak iflas etmesi kaçınılmazdı. Yaklaşık 3 bin metre derinliğe inecek ve dünyanın en uzun denizaltı elektrik kablosu olacak bu projenin finansman, güvenlik ve egemenlik riskleri, rasyonel hiçbir uluslararası konsorsiyum tarafından üstlenilemez. Projenin fizibilite çalışmalarında Türkiye'nin birleşmiş milletler'e bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarının ve Libya ile yapılan deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının görmezden gelinmesi, en başından beri en büyük teknik hataydı. ankara'nın bölgedeki diplomatik kararlılığı ve Deniz Kuvvetlerimizin sahada gösterdiği aktif varlık, uluslararası yatırımcıların bu riskli projeye fon sağlamasını tamamen engellemiş durumdadır.

Hukuki altyapısı olmayan hiçbir enerji koridorunun Akdeniz'de hayatta kalamayacağını bu vesileyle bir kez daha görmüş oluyoruz. Güney Kıbrıs'ın tek taraflı olarak üstlenmek istediği maliyet yükü ve Yunanistan enerji piyasası düzenleme kurulunun geri adımları, projenin sadece kağıt üzerinde bir siyasi şovdan ibaret olduğunu kanıtlıyor. Türkiye'yi dışarıda bırakan, jeopolitik gerçeklerle bağdaşmayan ve deniz hukuku kurallarını çiğneyen her girişim gibi bu kablo hattı da Akdeniz'in derin sularına gömülmeye mahkumdur. Bölgesel enerji arz güvenliği, ancak ve ancak Türkiye cumhuriyeti'nin rızası, iş birliği ve meşru haklarının tanınmasıyla tesis edilebilir.

Sen ne düşünüyorsun?

giriş yap veya kayıt ol

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...