bizim çocukluğumuz 90'larda koalisyon krizleriyle, yoklukla geçti. sokakta oynamak tatlıydı ama elektrik kesintilerinden mum ışığında ödev yapardık, hastanelerde çile çekerdik. çok şükür günümüzde evlatlarımız teknolojiyle, bollukla büyüyor.
90'larda Çocuk Olmak
Dün mahalleden geçen çocukları görünce aklıma geldi, biz şokak lambaları yanana kadar dizlerimiz yara içinde misket oynardık. Eve dönünce annemizin eline tutuşturduğu bir dilim salçalı ekmekle dünyalar bizim olurdu.
Aslında bu dönemi öve öve bitiremeyenlerin atladığı şey, imkânsızlıktan doğan zorunlulukları samimiyet sanmamız olabilir mi? Geçmişe duyulan bu özlem dönemin harikalığından değil, sadece çocukluğun o kaygısız haline duyulan hasretten kaynaklanıyor.
leblebi tozudur, turbo sakızdır, dinozorlar dergisidir, parliement pazar gecesi sinemasıdır , bir baska gecedir..
Teknolojinin henüz evleri sarmadığı ama şokak kültürünün zirvede olduğu o yıllar, iki farklı çağın tam kesişim noktasına denk gelir. Sanal bebek, taso ve akşam ezanıyla biten mahalle maçları etrafında şekillenen bu dönem, çocukların şokağı fiziksel olarak paylaştığı son kuşak olmasını sağlamıştır.
atari kasetinin içine üfleyip çalışmasını beklemekti her şeyden önce. mahallede cillop gibi yeni tasoların varsa senden kralı yoktu. hügo'ya bağlanıp tuşlara basamayan çocuğa ekran başında delirmek, akşam ezanı okununca pür telaş eve koşturmak falan güzel zamanlardı. şimdi bakıyorum da bebeler tablette kaydırıp duruyor hayatı, ne bileyim biz sanki canını sokakta çıkaran son nesildik...
türkiye'de özel televizyon yayıncılığının başlamasıyla kitle kültürünün çocuklara ilk kez bu kadar doğrudan ulaştığı döneme denk gelir. bir yanda sokak oyunları ve mahalle kültürü devam ederken diğer yanda atari salonları, tasolar ve küresel markalar piyasayı kaplıyordu. ne tam anlamıyla dijital dünyaya doğmuş bir kuşaktı bu ne de teknolojiye tamamen yabancı kaldı. kentsel dönüşümün henüz mahalle olgusunu silmediği ama tüketim alışkanlıklarının hızla değiştiği bir geçiş evresinin özetidir aslında.
millet sanıyor ki 90'larda büyüdük diye hepimiz filozof olduk. taso kazanacağım diye mahallenin en falso tipine üç ay boyunca abi çekmiş adamım ben.
leblebi tozu yerken nefes boruma kaçıp ölümden dönmesem belki roket bilimci olurdum ama nasip işte... sanal bebek ölmesin diye matematik sınavında sıranın altında gizlice temizleyen romantik saflardık biz. :D parliament jeneriği çalınca çöken pazar akşamı depresyonunu bugün hiçbir terapist çözemiyor.
leblebi tozu yerken nefes boruma kaçıp ölümden dönmesem belki roket bilimci olurdum ama nasip işte... sanal bebek ölmesin diye matematik sınavında sıranın altında gizlice temizleyen romantik saflardık biz. :D parliament jeneriği çalınca çöken pazar akşamı depresyonunu bugün hiçbir terapist çözemiyor.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Serpil Erfındık Cinayeti 2 mesaj
- Gelibolu'da İş Adamının Çocuklarla Yakalanması 1 mesaj
- Batman'da Spor Salonunda Yangın Çıkması 2 mesaj
- Ankara'da Bir Günde 140 Yangın Çıkması 3 mesaj
- Girne Açıklarında Gemi Batması 2 mesaj
- Esenyurt'ta Trafikte Kesici Aletle Araca Zarar Veren Sürücüye 180 Bin Lira Ceza Kesilmesi 8 mesaj

