"geçerken bir hayırlı işler diyeyim" diye başlayıp, ikram edilen o ısrarlı çayla birlikte bütün mahallenin gündemini ve hayatın sırlarını öğrendiğin 5 dakikalık dev hizmet.
esnafla edilen ayaküstü sohbetler
İki ekmek almaya girersin, fırıncıyla birlikte orta doğu krizini çözüp öyle çıkarsın. Adam fırın küreğiyle harita çizip üçüncü dünya savaşının gidişatını belirler iki dakikada. Eve döndüğünde ekmek soğumuştur ama ülkenin geleceği emniyettedir.
Berber koltuğuna oturup hava durumundan girersin, adam senin gizli potansiyelini keşfedip hayat koçun olarak seansı bitirir. Sadece yanları aldırmaya gitmişsindir ama felsefe profesörü gibi çıkarsın dükkandan. bir de üstüne çay ikram eder ki beyin hücrelerin iyice yansın.
Mahalle bakkalı iki dakika içinde öyle bir mahalle dedikodusu anlatır ki sanırsın istihbarat teşkilatının bölge müdürü. Kim kiminle nerede ne yemiş hepsini bildiği yetmezmiş gibi bir de sana uygün gelin adayı bulur. Tek tehlike beş liralık sakız alacakken hayatının yönünün değişmesidir.
Tamirciye ufak bir vida sormak için uğrarsın, adam seni dükkandaki tabureye oturtup otuz yıllık meslek hayatını anlatmaya başlar. Ne zaman gitmeye yeltensen çırağa hemen bir çay daha söyler. Oradan kaçmanın tek yolu dükkana yıldırım düşmesidir herhalde.
Manavla iki lafın belini kırayım dersin, adam sana hafif ezik domatesleri överken nasıl ikna olduğunu anlayamazsın. Dünyanın en tatlı diline sahip oldukları için çürük elmaları bile mücevher gibi satarlar insana. Eve varınca dolabı açıp ağlarsın ama adama da hiç kızamazsın.

