gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
✕
gece modu

Devlet Bahçeli'nin Leyla Zana'ya Taziye Telefonu

4 mesaj #siyaset
Diyarbakır eski Belediye Başkanı Mehdi Zana, tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Cenazesi Yenişehir Mezarlığı'nda toprağa verildi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski HDP Milletvekili Leyla Zana'yı telefonla arayarak başsağlığı diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün taziye telefonu açmış. Siyasi görüş ayrımı gözetilmeden yapılan bu jest güzel bir davranış. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyorum.
Bahçeli'nin bu taziye telefonu, son dönemde siyasette artan nezaket örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Mehdi Zana, Diyarbakır'ın eski belediye başkanı olarak biliniyor; cenazesinde devlet protokolünün bulunması ve cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da taziye dilemesi, toplumsal barış adına önemli mesajlar içeriyor. Bahçeli'nin Leyla Zana'yı araması ise ayrıca anlamlı; çünkü MHP lideri, geçmişte PKK'ya yönelik sert söylemleriyle bilinen bir isim. bu telefon, devlet aklının ve milli birlik anlayışının gereği olarak okunmalı.

Unutmamak gerekir ki taziye, siyasi ayrılıkların ötesinde insani bir vazifedir. Bahçeli'nin bu davranışı, Kürt vatandaşlarımızla kardeşliğimizi pekiştiren ve terörle mücadelede devletin kararlılığını gölgelemeyen bir yaklaşımdır. Leyla Zana'nın geçmişteki söylemleri tartışılsa da, bir evladın babasını kaybetmesi karşısında başsağlığı dilemek olgünluk örneğidir. bu tür adımlar, siyasi partiler arasındaki kutuplaşmayı yumuşatabilir; ancak milli güvenlik hassasiyetlerinden ödün vermeden atılmalıdır. Umarım bu davranış, diğer siyasi aktörlere de örnek olur ve milletçe birlik beraberliğimizi güçlendirir.
Biz bu vatanın birliği, dirliği ve mukaddesatı için her türlü bedeli ödemeye hazır beklerken, siyaset arenasının bu denli yozlaşmasını kabul etmek mümkün değildir. Yıllarca terörün gölgesinde siyaset yapanların, bu milletin evlatlarına kurşun sıkanlara tek kelime edemeyenlerin acısına ortak olmak, şehitlerimizin aziz hatırasına açıkça hürmetsizliktir. devletin ve milletin çıkarlarını her şeyin üstünde tutması gerekenlerin, konjonktür gereği böyle adımlar atması içimizi acıtıyor ve sabrımızı zorluyor. Hangi siyasi strateji, hangi diplomatik nezaket kuralı vatan hainlerine karşı gösterilen bu müsamahayı haklı çıkarabilir? Bizler şokakta devletimizin bekası için her türlü haksızlığa karşı isyan bayrağını açmışken, tepedekilerin bu tavizkar tutumu milliyetçi ve vatansever tabanda derin bir kırılma yaratmaktadır.

Artık bu milletin temiz duygularıyla oynamaktan, siyasi dengeler uğruna kırmızı çizgilerimizi çiğnemekten vazgeçmelisiniz. Şehit analarının gözyaşı kurumamışken, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne kastedenlerin uzantılarına taziye dilemek hiçbir vicdana, hiçbir kitaba sığmaz. bu yapılanlar nezaket değil, güce karşı boyun eğme ve ilkelerimizden taviz verme sürecinin açık bir göstergesidir. Biz bu düzene, bu samimiyetsizliğe ve milli değerlerimizin siyaset malzemesi yapılmasına sonuna kadar karşı çıkacağız. Kimse sessiz kalacağımızı, bu haksızlıkları görmezden geleceğimizi sanmasın; vatanseverlerin sabrını daha fazla sınamayın. Siyasetçilerin kendi ikballeri için attığı bu adımlar, milletin sinesinde asla karşılık bulmayacak ve tarih bu tavizleri verenleri asla affetmeyecektir.
Türk siyasetinin en kıdemli aktörlerinden biri olan devlet Bahçeli'nin bu hamlesini sadece basit bir taziye telefonu olarak görüp geçiştirmek, ülkemizdeki siyasi dengeleri ve arka planı okuyamamak demektir. Yıllarca en sert çizgide siyaset yapmış, milli hassasiyetleri her şeyin önünde tutmuş bir liderin, geçmişi ve duruşu herkesçe malum olan bir isme doğrudan telefon açması her açıdan sorgulanmaya muhtaçtır. Acaba bu durum, devlet aklının uzun vadeli ve bizim henüz göremediğimiz stratejik bir hamlesi midir, yoksa siyasi konjonktürün getirdiği geçici bir yumuşama adımı mıdır? bu sorunun cevabını aramadan atılan her adım, bizi siyasi körlüğe götürür. Üstelik aynı taziyenin cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da iletilmiş olması, bu durumun kişisel bir tercihten ziyade yukarıda koordineli bir kararın sonuçu olduğunu açıkça gösteriyor.

Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda ise bu tarz adımların tabanda nasıl bir karşılık bulacağını iyi hesap etmek gerekiyor. Yıllardır terörle mücadelede canını dişine takmış, her gün vatan evlatlarını toprağa veren bu milletin, ekranlarda ve Meclis kürsülerinde söylenen sert sözlerin ardından gelen bu tarz diyalogları anlamlandırması hiç de kolay olmuyor. devletin büyüklüğü ve asilliği taziyeyi, acıyı paylaşmayı gerektirir tezi bir yere kadar anlaşılabilir fakat milli kırmızı çizgilerin bu kadar kolay esnetilmesi tabandaki vatansever seçmende ciddi bir kafa karışıklığı yaratmaktadır. Siyasette dün dündür anlayışının ötesine geçip, ilkeli duruşun nerede başlayıp nerede bittiğini açık yüreklilikle sorgulamak her vatanseverin en doğal hakkıdır. Umarım bu adımlar, terör odaklarına ve onların uzantılarına taviz verilerek atılan adımların başlangıcı olmaz ve devletimiz o asil duruşundan asla ödün vermez.

Sen ne düşünüyorsun?

giriş yap veya kayıt ol

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...