Doğadaki bitkilerin ve su altındaki yosunların güneş enerjisini kullanarak havadaki karbondioksiti hepimiz için can veren besine dönüştürme mucizesidir bu. Aslında toprağın, suyun ve güneşin bir araya gelip yeryüzündeki tüm canlı hayatı ayakta tutan o ilk rızkı üretme sürecidir diyebiliriz. İnsanoğlu ne kadar gelişirse gelişsin, nihayetinde bir yaprağın yaptığı bu ilk üretime ve ilahi nizamın kusursuz işleyişine muhtaç kalıyor. Şehir hayatının gürültüsünde unutsak da aslında hepimiz bu sessiz ve derinden işleyen muazzam döngünün sayesinde hayattayız.
Birincil Üretim
Biz beton binaların arasında sıkışıp kalmışken elin yosunu bile güneşle bedavadan karnını doyuruyor, biz ise markette iki sebze alabilmek için sabahtan akşama kadar ömür tüketiyoruz. Her şeyin temelinde bu kadar zahmetsiz bir düzen varken bizim hayatta kalmak için bu kadar çok çalışmak zorunda olmamız gerçekten büyük haksızlık. Şehir hayatının keşmekşeşinde ne toprak kaldı ne de o muçizevi döngüden payımıza düşen huzur.
Doğanın bu ilk döngüsünü sürekli kusursuz bir muçize olarak övüyoruz ama yeryüzündeki kaynakların adaletsiz dağılımını ve kıtlıkları düşününce bu sistem gerçekten o kadar tıkır tıkır işliyor mu diye sormadan edemiyorum. Belki de bu süreci gözümüzde fazla büyütüyor, bilimsel bir gerçeği gereksiz yere romantikleştiriyoruz. sonuçta çevre kirliliğiyle bu döngüyü kendi elimizle bozarken, sistemin kendi kendini ne kadar koruyabileceği de büyük bir muamma.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar

