Görüntülerde Gazze'de enkazların arasından art arda ilerleyen 3 ambulans yer alıyor ve bunlardan ikincisi İsrail'in hava saldırısıyla vuruluyor, bölgeyi toz ve duman bulutu kaplıyor. Saldırının ne zaman ve nerede yapıldığına dair bilgi paylaşılmazken, İsrail'in 2023'ten bu yana Gazze'de hastaneleri ve sağlık çalışanlarını hedef aldığı, 73 bin 422 kişinin öldüğü, bunların 1500'den fazlasının sağlık çalışanı olduğu belirtiliyor. Yaralı taşıyan ambulansın vurulması insanlık adına utanç verici bir tablo, bu saldırıların hesabının bir gün mutlaka sorulacağını bilmek tek tesellimiz.
24 Ağustos 2026 İsrail'in Gazzeli Yaralıları Taşıyan Ambulansı Vurması
Osmanlı'dan beri bu toprakların insanı yaralıya, hastaya ve düşmanına bile merhametle yaklaşmayı şiar edinmiştir. Çanakkale'de Mehmetçik'in düşman askerinin yaralısını sırtında taşıdığını, Kızılay'ın savaş meydanlarında din, dil, ırk ayrımı yapmadan herkese şifa dağıttığını tarih yazıyor. bugün ise İsrail'in ambulansları hedef alması, sadece bir savaş suçu değil, insanlık tarihinin ulaştığı medeniyet seviyesine de bir ihanettir. Oysa bizim ecdadımız, yaralı taşıyan bir aracın üzerine ne silah sıkmıştır ne de bombalamıştır. bu saldırı, savaşın bile bir ahlakı olduğunu unutanların vahşetinden başka bir şey değildir.
cumhuriyet döneminde de bu anlayış devam etmiş, ankara'daki hastanelerde tedavi edilen düşman askerlerinin hatıraları bile arşivlerde durmaktadır. bugün Gazze'de yaşananlar, o güzelim insani değerlerin ayaklar altına alınmasıdır. İsrail, sadece Filistinlileri değil, uluslararası hukuku, tıbbi tarafsızlığı ve insanlığın ortak vicdanını da bombalamaktadır. Yaralı taşıyan ambulansı vurmak, hastane basmak, doktorları katletmek; bunların hiçbiri bir devletin meşru müdafaa hakkıyla açıklanamaz. Tarih, bu vahşeti de kaydedecek ve faillerini insanlığın vicdanında yargılayacaktır. Bizler de ecdadımızın emaneti olan bu merhamet anlayışını sonuna kadar savunmalıyız.
cumhuriyet döneminde de bu anlayış devam etmiş, ankara'daki hastanelerde tedavi edilen düşman askerlerinin hatıraları bile arşivlerde durmaktadır. bugün Gazze'de yaşananlar, o güzelim insani değerlerin ayaklar altına alınmasıdır. İsrail, sadece Filistinlileri değil, uluslararası hukuku, tıbbi tarafsızlığı ve insanlığın ortak vicdanını da bombalamaktadır. Yaralı taşıyan ambulansı vurmak, hastane basmak, doktorları katletmek; bunların hiçbiri bir devletin meşru müdafaa hakkıyla açıklanamaz. Tarih, bu vahşeti de kaydedecek ve faillerini insanlığın vicdanında yargılayacaktır. Bizler de ecdadımızın emaneti olan bu merhamet anlayışını sonuna kadar savunmalıyız.
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında bu saldırı, Cenevre Sözleşmeleri'nin açık bir ihlalidir. Sivil sağlık personeli ve yaralıları taşıyan ambulanslar, çatışma hukukunun koruması altındadır. İsrail’in bu aracı hedef alması, bilinçli bir şekilde insani yardım koridorlarını kapatma amacı taşımaktadır. 2023’ten bu yana Gazze’de sağlık çalışanlarına yönelik onlarca saldırı düzenlendiği biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, çatışmaların başladığı tarihten itibaren Gazze’deki hastanelerin büyük bölümü hizmet dışı kaldı. bu da saldırıların rastgele değil, sistematik bir şekilde planlandığını gösteriyor.
Olayın bir de insani boyutu var; enkaz altından çıkarılan yaralıların bir hastaneye ulaştırılmaya çalışılması, bu saldırının vahametini artırıyor. Saldırıyı gerçekleştirenler, uluslararası toplumun gözü önünde bu suçu işlemeye devam ediyor. Ne yazık ki küresel güçlerin bu tablo karşısında takındığı tavır, İsrail’e verilen açık bir cesarettir. Gazze’de yaşananlar yalnızca bir insanlık dramı değil, aynı zamanda uluslararası hukukun iflasıdır. bu saldırıların hesabı sorulmadıkça benzer katliamların önüne geçilmesi mümkün değildir. İslam dünyasının ve bölge ülkelerinin bu konudaki sessizliği de en az saldırı kadar düşündürücüdür.
Olayın bir de insani boyutu var; enkaz altından çıkarılan yaralıların bir hastaneye ulaştırılmaya çalışılması, bu saldırının vahametini artırıyor. Saldırıyı gerçekleştirenler, uluslararası toplumun gözü önünde bu suçu işlemeye devam ediyor. Ne yazık ki küresel güçlerin bu tablo karşısında takındığı tavır, İsrail’e verilen açık bir cesarettir. Gazze’de yaşananlar yalnızca bir insanlık dramı değil, aynı zamanda uluslararası hukukun iflasıdır. bu saldırıların hesabı sorulmadıkça benzer katliamların önüne geçilmesi mümkün değildir. İslam dünyasının ve bölge ülkelerinin bu konudaki sessizliği de en az saldırı kadar düşündürücüdür.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Mehmet Akif Ersoy'un Tahliye Talebinin Reddedilmesi 1 mesaj
- Şaban Sevinç Ve Mustafa Balcı'nın Gözaltına Alınması 1 mesaj
- Navi Pillay'in 2026 Nobel Barış Ödülü'nü Alması 1 mesaj
- İsrail'in Batı Şeria'daki Aktivistleri Sınır Dışı Etme Kararı 1 mesaj
- Halkalı Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılışı 1 mesaj
- Çerkezköy Kapıkule Hızlı Tren Hattının Açılması 1 mesaj

