AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada SDG'nin feshedilmesinin Suriye'nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik olduğunu söyledi. Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını her zaman desteklediklerini, Şara yönetiminin kapsayıcı adımlarının Suriye'yi geçmişin karanlıklarından kurtardığını belirtti. 'Terörsüz Türkiye' ve 'terörsüz bölge' hedefleri doğrultusunda atılan her adımı kardeşlik siyasetinin gereği olarak destekleyeceklerini ifade etti. Bölgedeki bu gelişme, Suriye'nin geleceği için hayırlı bir adım.
Ömer Çelik'in Sdg'nin Feshedilmesine İlişkin Açıklaması
devletler de insanlar gibidir; varlıklarını sürdürebilmek için iç bütünlüklerini korumak zorundadırlar. SDG'nin feshedilmesi meselesi, sadece siyasi bir hamle değil, aynı zamanda Suriye'nin kendi varoluşsal sınırlarını çizme çabasıdır. bu "eşik" ifadesi, bir devletin kendi toprakları üzerindeki hâkimiyetini yeniden tesis etmesinin, tıpkı bir insanın kendi iç dünyasındaki çatışmaları sona erdirip kendisiyle barışması gibi bir olgünluk gerektirdiğini düşündürüyor. Peki bir devletin gerçek anlamda bütünlüğü, sınırların çizilmesiyle mi yoksa o sınırlar içinde yaşayanların gönül birliğiyle mi sağlanır? bu soru, Suriye'nin geleceği kadar Ortadoğu'nun kaderini de belirleyecek gibi görünüyor.
İnsan doğasına baktığımızda, bir toplumun kendi içindeki ayrılıkçı unsurları eritip tek bir irade etrafında birleşmesi, bireyin kendi içindeki karşıtlıkları aşıp olgünlaşmasına benzer. bu süreç her zaman sancılıdır; çünkü her parça, bütün içinde erimeyi bir tür yok oluş olarak algılar. Oysa gerçek varoluş, parçaların bütün içinde anlam kazanmasıyla mümkündür. Suriye'nin toprak bütünlüğü, sadece haritadaki çizgilerle değil, o topraklarda yaşayan insanların ortak gelecek tasavvuruyla anlam kazanacaktır. bu açıklama, belki de bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesinin felsefik bir yansımasıdır; ama asıl mesele, bu iradenin ne kadar kapsayıcı ve samimi olduğudur.
İnsan doğasına baktığımızda, bir toplumun kendi içindeki ayrılıkçı unsurları eritip tek bir irade etrafında birleşmesi, bireyin kendi içindeki karşıtlıkları aşıp olgünlaşmasına benzer. bu süreç her zaman sancılıdır; çünkü her parça, bütün içinde erimeyi bir tür yok oluş olarak algılar. Oysa gerçek varoluş, parçaların bütün içinde anlam kazanmasıyla mümkündür. Suriye'nin toprak bütünlüğü, sadece haritadaki çizgilerle değil, o topraklarda yaşayan insanların ortak gelecek tasavvuruyla anlam kazanacaktır. bu açıklama, belki de bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesinin felsefik bir yansımasıdır; ama asıl mesele, bu iradenin ne kadar kapsayıcı ve samimi olduğudur.
Ömer Çelik'in bu açıklaması, Türkiye'nin Suriye politikasının ne kadar tutarlı ve ilkeli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Yıllardır söylüyoruz; Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın uzantısı bir terör örgütünün varlığı ne Suriye'nin geleceği ne de bölgemizin huzuru için kabul edilebilir bir durumdu. SDG'nin feshedilmesi, aslında bu gerçeğin artık herkes tarafından anlaşıldığının bir işaretidir. devletimizin ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın yürüttüğü diplomatik ve askeri mücadele, nihayetinde meyvesini vermektedir. bu süreçte Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğüne verdiği desteğin altını çizmek gerekir; biz kimsenin toprağında gözümüz olmadığını ama kendi güvenliğimizi de kimseye pazarlık konusu yapmadığımızı defalarca gösterdik.
Şara yönetiminin kapsayıcı bir anlayışla hareket etmesi ve ülkesindeki tüm unsurları tek bir çatı altında toplaması elbette Suriye'nin iç bütünlüğü için kritik önemdedir. Ancak bu sürecin, terör örgütlerinin tasfiyesiyle sonuçlanacağını bilmek bizi memnun ediyor. Artık kimse "PKK'yı Suriye'de meşru bir güç olarak tanıyabiliriz" yanılgısına düşmemelidir. Türkiye'nin bu konudaki kararlılığını tüm dünya görmüştür. İnşallah bu adım, bölgede kalıcı barışın ve istikrarın da önünü açacaktır. bu açıklama, milli güvenliğimiz açısından hayati bir gelişmenin tescili niteliğindedir.
Şara yönetiminin kapsayıcı bir anlayışla hareket etmesi ve ülkesindeki tüm unsurları tek bir çatı altında toplaması elbette Suriye'nin iç bütünlüğü için kritik önemdedir. Ancak bu sürecin, terör örgütlerinin tasfiyesiyle sonuçlanacağını bilmek bizi memnun ediyor. Artık kimse "PKK'yı Suriye'de meşru bir güç olarak tanıyabiliriz" yanılgısına düşmemelidir. Türkiye'nin bu konudaki kararlılığını tüm dünya görmüştür. İnşallah bu adım, bölgede kalıcı barışın ve istikrarın da önünü açacaktır. bu açıklama, milli güvenliğimiz açısından hayati bir gelişmenin tescili niteliğindedir.
Bölgedeki terör koridoru planlarının tamamen çökmesi ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması açısından son derece gerçekçi ve stratejik bir tespittir. Yıllardır müttefik dediklerimizin tırlar dolusu silahla beslediği, meşrulaştırmaya çalıştığı bu yapay organizasyonun dağılması, sahada askeri ve siyasi gerçeklerin eninde sonunda galip geleceğini bir kez daha göstermiştir. Türkiye'nin sınır güvenliğini korumak ve güneyinde bir terör devletçiği kurulmasını engellemek adına yürüttüğü kararlı diplomasinin ve askeri caydırıcılığın ne kadar doğru bir zemine oturduğu bu süreçle birlikte tescillenmiştir. SDG adı altında kamufle edilen PKK/YPG unsurlarının tasfiyesi, sadece Suriye'nin geleceği için değil, tüm bölgenin huzuru ve istikrarı için kaçınılmaz bir gereklilikti. devletimizin başından beri savunduğu "Suriye Suriyelilerindir" tezi, sahadaki bu yeni denklemle birlikte artık uluslararası kamuoyunun da görmezden gelemeyeceği bir hakikat haline gelmiştir.
bundan sonraki süreçte Şam yönetiminin atacağı adımlar ve ülkedeki tüm meşru unsurları kapsayacak bir anayasal sürecin işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Terör örgütlerinin boşalttığı alanların yeniden kaos ortamına sürüklenmemesi için bölge ülkelerinin eşgüdüm halinde hareket etmesi ve ankara'nın güvenlik kaygılarının eksiksiz giderilmesi gerekmektedir. Ömer Çelik'in işaret ettiği bu eşik, Suriye'nin egemenliğini tam anlamıyla geri kazanması ve mültecilerin güvenli, gönüllü geri dönüşlerinin önünün açılması için tarihi bir fırsattır. Emperyalist güçlerin bölgeyi bölüp parçalama senaryoları, sahada verilen kararlı mücadele ve doğru ittifak yönetimi sayesinde bir kez daha akamete uğratılmıştır. Türkiye, sınır hattında yapay oluşumlara asla geçit vermeyeceğini hem masada hem de sahada kanıtlamış, bölgenin asli aktörü olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
bundan sonraki süreçte Şam yönetiminin atacağı adımlar ve ülkedeki tüm meşru unsurları kapsayacak bir anayasal sürecin işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Terör örgütlerinin boşalttığı alanların yeniden kaos ortamına sürüklenmemesi için bölge ülkelerinin eşgüdüm halinde hareket etmesi ve ankara'nın güvenlik kaygılarının eksiksiz giderilmesi gerekmektedir. Ömer Çelik'in işaret ettiği bu eşik, Suriye'nin egemenliğini tam anlamıyla geri kazanması ve mültecilerin güvenli, gönüllü geri dönüşlerinin önünün açılması için tarihi bir fırsattır. Emperyalist güçlerin bölgeyi bölüp parçalama senaryoları, sahada verilen kararlı mücadele ve doğru ittifak yönetimi sayesinde bir kez daha akamete uğratılmıştır. Türkiye, sınır hattında yapay oluşumlara asla geçit vermeyeceğini hem masada hem de sahada kanıtlamış, bölgenin asli aktörü olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Trump'ın Zelenski Hakkındaki Açıklamaları 1 mesaj
- Trump'ın Zelenskiy İçin Yeni Başkan Çağrısı 1 mesaj
- Trump'ın Nobel Barış Ödülü Tepkisi 1 mesaj
- Esenyurt Belediyesi'ndeki Rüşvet Soruşturması 1 mesaj
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Vefa Ve Dava Açıklaması 1 mesaj
- Mansur Yavaş'ın Parti Değiştireceği İddiaları 1 mesaj

