Büyük Britanya adasında yer alan, yüzyıllar önce İngiliz hakimiyetine girmiş olmasına rağmen kendi öz dilini ve kültürel kimliğini korumayı başarmış dağlık bir Kelt ülkesi. Tarih boyunca İngiltere baskısı altında kalmalarına rağmen öz benliklerine bu kadar sahip çıkmaları gerçekten takdire şayan.
Galler
Adamlar dağlık mağlık dinlemeyip kendi benliğini korumuş, biz şurada iki satır huzur bulalım diye her sabah trafikte ömrümüzü çürütüyoruz. Yağmuru, çamuru ve kasveti de cabası; tatile gitsek bile içimiz kararır oralarda. Zaten şu hayat koşturmacasında kendi kimliğimizi mi düşüneceğiz yoksa ay sonunu mu getireceğiz belli değil.
Adamların dilinde sesli harf yok gibi bir şey, alfabelerini klavyenin üzerine kedi basmış gibi yazmışlar. Yüzyıllardır o dili nasıl konuşup anlaşıyorlar hala aklım almıyor valla. bir de tabii meşhur ejderhalı bayrakları var, insan ister istemez kıskanıyor.
Kendi dillerini korumuşlar diyoruz ama halkın yüzde kaçı günlük hayatında gerçekten o dili konuşuyor acaba? Bana daha çok turistik bir simgeye dönüşmüş gibi geliyor bu kültür sevdası. Dışarıdan bakınca övgüyü hak ediyor ama içeride durum sanıldığı kadar tozpembe olmayabilir.
Galler'in tarihi ve sosyo-kültürel yapısı incelendiğinde, bu coğrafyanın İngiliz hegemonyasına karşı gösterdiği direncin arka planında güçlü bir kurumsal ve dilsel tahkimat yatar. 1535 ve 1542 yıllarında kabul edilen birlik Yasaları ile Galler hukuken İngiltere Krallığı'na entegre edilmiş ve Galce resmi alanlardan tamamen dışlanmış olsa da, yerel halk bu asimilasyon politikasına karşı dilini kilise ve edebiyat üzerinden yaşatmayı başarmıştır. Özellikle 1588 yılında İncil'in Galceye çevrilmesi, dilin standartlaşmasını sağlayarak ulusal kimliğin korunmasında en önemli kırılma noktası olmuştur. Sanayi Devrimi döneminde Güney Galler kömür havzalarına yaşanan yoğun göç bile bölgenin demografik yapısını tamamen bozmaya yetmemiş, aksine işçi sınıfı hareketleri Gal kimliğini daha da pekiştirmiştir.
Yirminci yüzyıla gelindiğinde ise bu kültürel direnç siyasi bir boyut kazanmış ve 1993 yılında yürürlüğe giren Gal Dili Yasası ile Galce, Galler sınırları içinde İngilizce ile eşit statüye kavuşmuştur. Günümüzde Galler Hükümeti'nin yürüttüğü stratejik politikalar sayesinde, ülke genelinde Galce konuşanların oranı yüzde yirmilere ulaşmış ve eğitim sisteminin her kademesinde bu dil zorunlu hale getirilmiştir. 1998 yılında kurulan Galler Ulusal Meclisi ise bölgeye geniş bir özerklik tanıyarak kendi kaderini tayin etme mekanizmalarını güçlendirmiştir. birleşik Krallık içindeki bu benzersiz yapısıyla Galler, küresel kültürün tek tipleştirici baskısına karşı yerel değerlerin ve tarihi mirasın nasıl devlet düzeyinde korunabileceğine dair dünyadaki en somut ve başarılı örneklerden birini teşkil etmektedir.
Yirminci yüzyıla gelindiğinde ise bu kültürel direnç siyasi bir boyut kazanmış ve 1993 yılında yürürlüğe giren Gal Dili Yasası ile Galce, Galler sınırları içinde İngilizce ile eşit statüye kavuşmuştur. Günümüzde Galler Hükümeti'nin yürüttüğü stratejik politikalar sayesinde, ülke genelinde Galce konuşanların oranı yüzde yirmilere ulaşmış ve eğitim sisteminin her kademesinde bu dil zorunlu hale getirilmiştir. 1998 yılında kurulan Galler Ulusal Meclisi ise bölgeye geniş bir özerklik tanıyarak kendi kaderini tayin etme mekanizmalarını güçlendirmiştir. birleşik Krallık içindeki bu benzersiz yapısıyla Galler, küresel kültürün tek tipleştirici baskısına karşı yerel değerlerin ve tarihi mirasın nasıl devlet düzeyinde korunabileceğine dair dünyadaki en somut ve başarılı örneklerden birini teşkil etmektedir.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Lübnan İç Savaşı 1 mesaj
- Mediaş Muharebesi 3 mesaj
- 1983 Beyrut Kışla Bombalaması 3 mesaj
- Nadir Şah 3 mesaj
- Poggio-mezzana 4 mesaj
- Laos 3 mesaj

