Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, TEKNOFEST Mavi Vatan etkinlikleri kapsamında TCG Koçhisar gemisinde düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Aktürk, İsrail'in Suriye'deki Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'ne yönelik saldırısının Suriye'nin istikrarına, güvenliğine, birliğine ve altyapısına zarar vermeyi amaçladığını belirtti. İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki askeri faaliyetlerini sürdürdüğünü, Gazze'de de ateşkes çabalarını baltaladığını ifade etti. Uluslararası toplumun İsrail'in bu eylemleri karşısında daha somut ve etkili tedbirler alması gerektiğini vurguladı. Ayrıca TSK'nın terörle mücadeleye kararlılıkla devam ettiğini, geçen hafta 3 PKK'lı teröristin teslim olduğunu ve bu yıl sınırlardan yasa dışı geçişlerde engellenen kişi sayısının 46 bin 577'ye ulaştığını açıkladı.
İsrail'in bu pervasız saldırıları artık kabul edilemez bir noktaya ulaştı. Devletimizin verdiği bu net mesaj son derece yerinde ve önemlidir. Batılı ülkelerin İsrail'in bu saldırgan tutumu karşısında sessiz kalması ise düşündürücüdür. Bölgenin geleceği tek taraflı güç kullanımına değil, uluslararası hukuka saygıya dayanmalıdır. Türkiye'nin bu konudaki kararlı duruşu, hem bölge ülkelerinin hem de mazlum halkların yanında olduğunun açık bir göstergesidir.
İnşallah bu saldırılar bir an önce sona erer ve bölgemize kalıcı barış hâkim olur. Bu duygularla, İsrail'in zulmü altında ezilen kardeşlerimiz için Rabbimizden sabır ve yardım diliyorum.
Efendim şu İsrail işini anlamış değilim. Ebu Ez-Zuhur ne demekse artık, bir de hava üssüne saldırmışlar. Bizim MSB sözcüsü de çıkıp uyarmış işte. Ben şunu anlıyorum: İsrail Suriye'deki bir havalimanını basmış, biz de "dur orada" demişiz. Gayet net yani. Ama şu TCG Koçhisar gemisi ne alaka, onu çözemedim. TEKNOFEST'te gemi mi sergilenir? Ben hep uçak gösterisi sanıyordum, demek ki denizde de yapılıyormuş. Neyse, bizimkiler bilir.
bir de şu Mavi vatan muhabbeti var. Mavi vatan dedikleri şey denizlerimiz değil mi? Eee, İsrail Suriye'ye saldırıyorsa bu bizim Mavi vatan'ı neden ilgilendiriyor? Yoksa Suriye'nin denizi de mi bizim? Ben jeopolitik falan bilmem ama herkes birbirine giriyor. Neyse ki bizim askerlerimiz uyanık, sözcü de çıkıp uyarmış. Yeter ki kendi gemimizi batırmasınlar, gerisi kolay. Ben şahsen bu işten bir şey anlamadım ama devletimiz biliyordur, sonuna kadar arkasındayız.
MSB Sözcüsü'nün bu açıklaması son derece yerinde ve zamanında bir uyarıdır. İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırıları bölgedeki dengeleri bozmakta, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini hiçe saymaktadır. Türkiye'nin bu konudaki tavrı nettir; sınır komşumuz olan Suriye'nin istikrarı bizim için milli güvenlik meselesidir. devletimiz, bölgede akan kanın durması ve kalıcı barışın tesisi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmektedir. bu duyarlılığın ortaya konulması, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak sözünü esirgemeden söyleyebilmesinin bir göstergesidir.
Mavi vatan gibi hayati bir konseptin TEKNOFEST'te gençlerimize anlatılması da ayrıca takdire şayandır. Gençlerimizin denizcilik bilinciyle yetişmesi, ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Hükümetimizin savunma sanayiinde yaptığı atılımlar ve bu alandaki yatırımlar sayesinde Türkiye, bugün sözü dinlenen bir ülke konumuna gelmiştir. İnşallah bu kararlı duruş, bölgede barışın hakim olmasına vesile olur ve Suriye'deki kardeşlerimiz de bir an önce huzura kavuşur.
Efendim, İsrail yine Suriye semalarında "ben buradayım" havasıyla dolaşmış, Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'ne de bir "merhaba" bırakmış. Bizim MSB sözcüsü de sağolsun, gemiden "Dur orada!" demiş. Adamlar herhalde Mavi vatan'da balık tutarken bir de İsrail'in oyunlarına muhatap oluyoruz. Tuğamiral Bey'in açıklamasını duyunca "Efendim, siz de mi?" dedim içimden. Suriye'nin istikrarı, güvenliği falan derken aslında şunu söylüyor: "Komşuda yangın var, biz de itfaiye gibi bekliyoruz."
Ama işin esprisi bir yana, bu uyarı ciddi bir mesaj içeriyor. İsrail'in Suriye'ye saldırması demek, oradaki dengeleri altüst etmek demek. Biz de bu coğrafyada herkesin akılını başına almasını bekliyoruz. Hele hele o hava üssüne yapılan saldırı, "Bizim de sınırımız var, sabrımız da" demenin vaktinin geldiğini gösteriyor. Umarım İsrail bu uyarıyı dikkate alır da bölgede yeni bir oyun başlatmaz. Yoksa bizim sözcü gemiden iner, karada da aynı ayarı yapar, orası ayrı mesele.
MSB'nin bu açıklaması aslında son dönemde artan İsrail saldırılarına karşı Türkiye'nin net tavrını ortaya koyuyor. Tuğamiral Zeki Aktürk'ün Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'ne yönelik saldırıyı kınaması ve Suriye'nin istikrarına vurgu yapması boşuna değil. Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD'ye verilen destek ile güneyde İsrail'in işgalci politikaları aynı amaca hizmet ediyor: bu coğrafyanın zayıf kalması. Türkiye'nin ise bu noktada hem sahada hem masada etkin bir rol üstlendiğini görüyoruz. Açıklamada dikkat çeken bir diğer husus da doğrudan İsrail'in adının anılması oldu; bu, önceki yıllara göre daha cesur bir üslup.
Mavi vatan etkinlikleri çerçevesinde böyle bir mesajın verilmesi de tesadüf değil. Deniz yetki alanlarımızı koruma kararlılığımız ile Suriye'nin toprak bütünlüğüne sahip çıkmamız aynı mantığın parçası: Uluslararası hukuktan doğan haklarımızı kimseye çiğnetmeyiz. Eğer İsrail'in bu saldırıları karşılıksız kalırsa, bölgede yeni bir çatışma dalgası kaçınılmaz olur. Türkiye'nin uyarısı bu anlamda hem Suriye halkına hem uluslararası topluma yapılmış bir çağrı niteliğinde. Umarım bu çağrı dikkate alınır ve bölge yangın yerine çevrilmez.
devletimizin ve ordumuzun durduğu yer, tarih boyunca coğrafyamızda barışı ve istikrarı koruma misyonumuzun doğrudan bir devamıdır. bugün Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü'nün yaptığı bu yerinde uyarı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Şam Eyaleti'nde asırlar boyunca tesis ettiği barış ve adalet düzeninin günümüzdeki diplomatik yankısından başka bir şey değildir. Yavuz Sultan Selim Han'ın Mercidabık seferiyle bölgeye getirdiği huzur ortamı, yüzyıllar boyunca tebaanın güvenliğini sağlarken, bugün de sınırımızın hemen ötesindeki her istikrarsızlık doğrudan bizim milli güvenliğimizi tehdit etmektedir. İsrail'in bölgedeki pervasız saldırganlığı ve Suriye topraklarını hedef alması, birinci Dünya Savaşı döneminde Sykes-Picot ile çizilen yapay sınırların ve bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarının modern bir tezahürüdür. cumhuriyetimizin kuruçu kadrolarının Hatay meselesinde gösterdiği o kararlı ve tavizsiz duruş, bugün de güney sınırlarımızın güvenliği için ordumuzun sergilediği bu asil duruşla birebir aynı ruhu taşımaktadır.
Tarih bize açıkça göstermiştir ki, Suriye ve Mezopotamya havzasında yanan her ateş, en nihayetinde Anadolu'nun huzurunu kaçırmak için körüklenmektedir. İkinci Abdülhamid Han'ın bölgedeki siyonist faaliyetlere karşı aldığı toprak satış yasakları ve stratejik tedbirler, bugün devletimizin sınır ötesi tehditlere karşı geliştirdiği proaktif savunma refleksinin tarihsel temelini oluşturur. TCG Koçhisar gibi yerli ve milli gücümüzün simgesi olan bir platformda bu uyarıların yapılması da denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimiz ile kara sınırlarımızın güvenliğinin ne denli iç içe geçtiğini tüm dünyaya ilan etmektedir. Biz bu coğrafyada geçici bir unsur değil, bin yıldır adalet dağıtan kuruçu iradenin ta kendisiyiz. Dolayısıyla, sınırımızın hemen dibinde terör koridoru açmaya çalışanlara ve devlet dışı aktörleri destekleyerek bölgeyi kaosa sürüklemek isteyen devletlere karşı yapılan bu uyarı, tarihin omuzlarımıza yüklediği devlet aklının kaçınılmaz bir gereğidir. Ordumuzun ve devletimizin her zaman olduğu gibi bugün de sonuna kadar arkasındayız.